BAŞAKŞEHİR KOLEJİ SOL SÜTUN
BAŞAKŞEHİR SAĞ SÜTUN

Prematüre Bebek Bakımı Nasıl Olmalı?

​​​​​​​Özel İrmet Hospital Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Hülya Halis, prematüre bebek bakımı hakkında bilgiler verdi.

Prematüre Bebek Bakımı Nasıl Olmalı?
  • 15 Şubat 2019, Cuma 9:05

Dünyada her yıl 13 milyon bebeğin prematüre olarak doğduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Hülya Halis, “Türkiye’de son yıllarda erken doğan bebeklerde (prematüre) sağkalım oranları, yenilenen bakım üniteleriyle hızla artıyor. Anne karnını hiç aratmayan donanıma sahip yenidoğan ünitelerindeki özel bakım yöntemleriyle bebekler artık daha sağlıklı oluyor. Ancak erken doğan bebeğin taburcu olduktan sonra evdeki bakımı da son derece önem taşıyor.” dedi.

YENİDOĞAN BEBEK İÇİN İLK 48 SAAT NEDEN ÖNEMLİ?

Doğumdan sonraki ilk 60 saniyeden başlayarak geçen 48 saatte yapılan girişim ve incelemelerin bebeğin yaşamını tamamen değiştirdiğini belirten Halis, eksik ya da hatalı yapılan uygulamaların yaşamsal sorunlara yol açabildiğini ifade etti. Gebelik süresince hiçbir sorun olmasa da 10 doğumdan birinde bebeğin dış hayata uyum sağlamakta zorlandığını kaydeden Halis, “Dokuz ay boyunca annesinin karnında rahat, sıcak ve güvenli bir ortamda büyüyen, tüm gereksinimleri annesi tarafından karşılanan ve bu sırada akciğer ile kalp dolaşımı farklı olan bebeğin vücudunda doğumla birlikte dış dünyaya uyum sağlamak için çok hızlı değişiklikler oluyor. Bebek ilk nefesini alması ve kordonunun kesilmesi ile birlikte metabolik dengesini sağlamaya çalışır. Doğumdan sonra eksik ya da hatalı yapılan uygulamalar, yaşamsal sorunlara yol açabilir. 100 bebekten birine kalp masajı yapmak ya da balon-maske ile solutmak gerekmekte olup, her doğumda sorunların önüne geçebilmek için bebekle ilgilenecek bir hekim ve hemşirenin hazır olması gereklidir. Altın dakika olarak nitelendirilen, hayatın ilk 60 saniyesinde bebek soluğunda veya kalbinde problem varsa hemen müdahale edilmesi çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

YENİDOĞAN ÜNİTESİNİN ORTAMI BEBEĞİN SAĞLIĞINI ETKİLİYOR

Yenidoğan ünitelerinde ortamın düzenlenmesiyle birlikte bebeğe yapılan her müdahalenin de son derece titiz bir şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Halis, “Stresin dahi beyin gelişimini olumsuz etkilediğini, yapılan radyolojik ve diğer incelemeler de kanıtlamaktadır. Bebek yenidoğan ünitesinde stres içindeyse, ağrısı varsa, üşüyorsa, vücut ısısı yüksekse, bebeğe sert girişimlerde bulunuluyorsa tüm bunlar bebeğin hafızasına kaydoluyor ve uzun vadede çeşitli travmalara neden olabilir. Bu nedenle hastanenin fiziki koşulları ve bebeğe yapılan müdahaleler son derece önemlidir. Diğer bir önemli konu da bebeğe çok fazla el sürmenin sakıncalı olduğudur. Bağışıklık sisteminin düşük olması nedeniyle bu bebeklerde enfeksiyon riski yüksektir ve bebeğe her dokunuş enfeksiyon olasılığını artırır. Mümkün olduğunca bebeği ellemeyip rahat bırakmak gerekir. Bu sebeple de genelde tüm bakımlar belirli bir saate toplanır. Bebeğin ağrı çekmemesi için de gerekli önlemlerin alınması önemli bir diğer nokta. Eğer birtakım tedavilerin uygulanması gerekiyorsa mümkün olduğu kadar bebeğin bu süreci ağrısız geçirmesi sağlanmalıdır.” dedi.

ERKEN DOĞUMLARDA YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNİN ÖNEMİ

Doğumdan sonraki ilk dakikada oksijenlenme süreci gecikirse başta beyin olmak üzere tüm organların zarar gördüğüne vurgu yapan Halis, “Beyin oksijensiz kaldığında havale görülebilir. Bu durumun sonucunda bedensel ve zihinsel gelişim geriliği ile epilepsi, okul başarısızlığı ya da spastisite gibi ileriye dönük pek çok sorunla karşılaşılabilir. Erken müdahale edilerek yoğun bakım ünitesine alınan bebek 24-28 saat içinde iyileşebilmektedir. Erken doğan bebekleri yaşamın ilk 48 saatinde daha fazla sorun beklemektedir. Erken doğum yapacak olan gebelerin mutlaka yenidoğan ünitesi bulunan merkezleri tercih etmesi gerekmektedir. Anne karnındayken kalbinde veya akciğerinde gelişim bozukluğu belirlenen, barsaklarında tıkanıklık, böbreklerinde anomali saptanan bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan merkezlerde doğması önem taşımaktadır.” sözlerine yer verdi.

TABURCU EDİLDİKTEN SONRA DA KRİTİK DÖNEM DEVAM EDİYOR

Erken doğan bebek her ne kadar gerekli tetkikler yapılıp, sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu edilse de bakım sürecinin devam ettiğini bildiren Uzm. Dr. Hülya Halis, “Özellikle evde bebeğe yapılan ziyaretler enfeksiyon riskini artırdığından bu konuda ailenin ve yakın çevresinin anlayışlı, bilinçli bir tutum sergilemesi gerekiyor. Odanın sık sık havalandırılması, ışıklandırmanın sağlanması, bebeğe dokunmadan önce ellerin yıkanması özellikle damlacık enfeksiyonu ve respiratuar sinsityal virüs riskini azaltmak açısından son derece önemli. Birinci aydan itibaren rutin aşıları ile respiratuar sinsityal virüsünden koruyan, ilk 5 ay boyunca aylık aşıların yapılması, anne-babanın da boğmacaya karşı muhakkak aşılanması, bebeğin her gün temiz hava alması için dışarı çıkarılması, yine taburcu olduktan sonra yapılması gereken bakım kriterleridir. Bebeğin giydirilmesi konusunda da aşırılıktan kaçınılması gerekmektedir. Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız çocuğunuza bir kat fazlasını giydirin. Bebeğin dokunma hissinin gelişmesi için ise eldiven giydirilmemesi gereklidir.” ifadelerini kullandı. 

BEBEĞİN BAKIMI İLKOKULA BAŞLAYANA DEK KONTROL EDİLİYOR

Yenidoğan ünitesinden çıkan bebeğin bakımının düzenli kontrollerle devam etmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Hülya Halis, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Dördüncü haftadan sonra göz muayenesi, işitme taraması detaylı olarak yapılmalı ve daha sonra poliklinikte gelişimleri takip edilmelidir. Bebeğin zamanında başını dik tutmasından, oturmasından ve emeklemesinden okul çağına kadar ciddi bir izleme programına tabi tutulması çok önemlidir. Çocuğun ilkokuldaki başarısını görene kadar kontrollere devam edilmelidir çünkü bebekken hiçbir şey fark edilmez ama ilkokula geldiğinde öğrenme problemleri veya hiperaktivite ortaya çıkabilir.”

 

Ferdi GÖREN
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık