ERZURUM CAĞ KEBAB
ÖZCAN KARDEŞLER
  • 24 Mart 2019, Pazar 10:16
FıratYAKUT

Fırat YAKUT

HEVES KAÇIRANLAR VE CESARET VERENLER

Üretmekten, katma değer katmaktan, çalışmaktan bahsederken bir konuyu da es geçmemek gerekiyor.

Eğer üretken, girişken bir kişiliğe sahipseniz, içinde yaşadığınız toplum sizin bu üretkenliğinizi ve girişkenliğinizi çok etkileyen bir etkendir.

Geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili Cüneyt Özdemir’in bir tespiti vardı. Özdemir, şöyle diyordu: “Türkiye’de herkes çok olumsuz. Bir şey anlatıyorsun; uzun uzun onun nasıl olmayacağını anlatıyor. Diyorum ki, ‘ya kafamda şöyle ikinci bir iş projesi var’, diyor ki ‘ne gereği var ikinci işe’. Ondan sonra diyorum ki, ‘ikinci iş ama ikinci iş diye geçme şöyle bir şey’; ‘olmaz, tutmaz, kesin batar o iş’ diyor. 10 tane neden sayıyor; neden o işe girmemeliyim şeklinde. Geliyorsun, New York’a anlatıyorsun, şöyle bir şey var; adam diyor ki ‘süper fikir’, heyecanlanıyor, gözlerinde böyle ateşler çakıyor. ‘A ben de girerim. Ben de sana şuradan yardım ederim. Aslında şuna da bakabilirsin. Dur seni onunla tanıştırayım…” diyor. Gerçekten bu ruh halinin farklılığının en iyi göstergelerinden bir tanesi. Bir bakın etrafınıza, şöyle hevesle teşvik eden kaç kişi var. Herkes o işin nasıl olamayacağını anlatıyor Türkiye’de.”

Cüneyt Özdemir haksız mı?

Bence sonuna kadar haklı. Etrafımızda umutları kıran, hevesi kaçıran, tüm heyecanı yok eden o kadar çok insan var ki; o kişilere danışmasanız dahi gelip sizi bulup, yine de yapmak istediğiniz işin nasıl olmayacağını anlatır.

Bu biraz da galiba genlerimizde var. Bir çekememezlik ve kıskançlık var.

“İnşallah başarır” demek yerine, içinden “inşallah başaramaz” diye geçirenler; ahbabınız, arkadaşınız, dostunuz, akrabanız ve aileniz… Hepsi el birliğiyle olmaması için elinden geleni yapar ve sonunda bir ‘oh!’ çeker.

***

Tüm bunların yanında her bireyin veya her bir kurumun kendine göre bir potansiyele sahip olduğunu bilen destekleyici, teşvik edici kurumlar var. Hakeza bu tür kurumların yöneticileri de o kurumun ruh halini çok etkileyen bir etkene sahip.

Destekleyici, teşvik edici kurumun başında eğer vurdumduymaz, hevessiz, olumsuz, kafanızdaki projeye destek vermek yerine nasıl olmayacağını anlatan, korkak, risk almaktan korkan, teşvik etmek yerine önünüze türlü türlü engeller koyan amirler, memurlar veya müdürler varsa, sonuç yine aynı yere çıkıyor.

Bunun için bu destekleyici ve teşvik edici kurumların ve hatta tüm kurumların başına; okul müdüründen, muhtarına varana dek; heyecanlı, istekli, girişken, teşvik eden, bir işin nasıl olmayacağını değil de nasıl olabileceğini anlatan kişilerin getirilmesi gerekiyor.

***

Bu konuda Trakya Kalkınma Ajansı’nı ve Genel Sekreteri Mahmut Şahin’i tebrik etmemiz gerekiyor.

Eğitim, sanayi, enerji ve diğer her türlü yatırımın altında Trakya Kalkınma Ajansı çıkıyor. Yani Trakya’da ortaya çıkan çoğu güzel işlerde Trakya Kalkınma Ajansı’nın imzası var.

İşte yukarıda bahsettiğim, destekleyici ve teşvik edici kurumun böyle olması gerekiyor. Devletin bir kuruma verdiği yetkiyi en iyi şekilde kullanmasını biliyor. Ben kendi adıma, Trakya Kalkınma Ajansı’nı ve Mahmut Şahin’i tebrik ediyorum.

Herkesin, ekonomimizi düzlüğe çıkarmanın yolunun üretimden geçtiğini söylediği bu günlerde, üretmek isteyenlere heves ve umut kaynağı olmaya devam edeceğini de umuyorum…  

Darısı arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın, ailelerimizin başına.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık