ERZURUM CAĞ KEBAB
ÖZCAN KARDEŞLER
  • 14 Aralık 2018, Cuma 12:13
FıratYAKUT

Fırat YAKUT

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE ÇERKEZKÖY

Ve eğer kızıl derililer bizi keşfetseydi belki dünya daha farklı bir yer olabilirdi…

İnsanlık var olduğundan beri hep değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Yasak Elmayla başlayan serüven Isırılmış Elma'nın hükmüyle devam ediyor. Bu iki zaman dilimi arasında, Taş Devirleri, ilk medeniyetler, Kavimler Göçü, Persler, Medler, Roma İmparatorluğu, Moğollar, Haçlı Seferleri, Osmanlı İmparatorluğu, Sezar, Kanuni, Cengiz Han, Selahattin Eyyubi gibi burada sayamayacağım kadar çok devlet ve lider yaşadı.  Daha sonra Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimiyle beraber değişim ve dönüşüm hızlandı. İmparatorluklar yerini ulus devletlerine bıraktı. Üretim hızlandı, hammadde ihtiyacı ortaya çıktı ve sömürge devletleri ortaya çıktı... Sömürenler zenginleşti, sömürülenler fakirleşti. 

***

Fransız Devrimiyle, feodalite dönemi bitti. Her ulus daracık kabuklarına çekildi. Bazıları dünyanın bir ucundan diğer ucuna giderek sömürü yaparken, bazıları ise içine kapanarak dar sınırlar içine hapsoldu...

Sonra 1. Dünya Savaşı... 

Sonra 2. Dünya Savaşı...

Ve bu arada "izim"ler savaşı... 

Her şeye rağmen insanlık her alanda değişim ve dönüşüm yaşadı. İnsan gücü yerini insan beyninden yola çıkılarak icat edilmiş makinalara bıraktı. Buhar gücüyle çalışan makinalar, seri üretim yapan fabrikalar, elektrik, ampül, telefon, motor gücüyle çalışan arabalar ve tayyareler; ağır silahlar; sonra uçak, helikopter, tank, atom bombası, daha sonra uzay macerası, ve insan beyninin kopyası bilgisayar ve internet...

Düşündürücü ve komik. 

***

Değişim öyle hızlı yaşandı ki; bir zamanlar yeni keşfedilen kıta, şuan tüm kıtalara hükmediyor. 

Ve eğer kızıl derililer bizi keşfetseydi belki dünya daha farklı bir yer olabilirdi. 

Ulus devletler gül gibi yaşadıklarını sanırken, Maastrich Anlaşması yapıldı Avrupa'da. Bir zamanlar, şimdiki Ortadoğu gibi bir birini yiyen ve her zaman savaş hailinde olan o zamanın Ortadoğu’su Avrupa; sınırları 'tek sınır', değişik paraları 'tek para', savunma gücü 'tek ordu', gelirleri ve giderleri 'tek bütçe' olan çok uluslu bir imparatorluğa dönüştü. Her ne kadar şimdilerde dağılma sinyalleri verse de, Türkiye hala daha bu imparatorluğun bir parçası olmaya çalışıyor... 

Bu değişimle beraber, ülkeler arasında ekonomik iş birlikleri yapılmaya başlandı ve büyük pazarlar oluştu. Oluşan büyük pazarda parası güçlü olan, üreten, şimdi ise katma değer üreten, ürettiğini ihraç eden kazandı ve kazanmaya devam ediyor...

***

Üretmek... 

Sanırım bize çok uzak bir kavram. Günümüzde bir insanımızın günlük hayatında yaşadığı hemen hemen herşey, başkalarının üretimi. Sabah ilk uyandığımızda "bildirim var mı, yok mu" diye telefona bakılırken, gece de son bir defa "bildirim var mı yok mu" diye bakıldıktan sonra gözler bir dahaki güne uyanmak üzere kapanır. Ellerden düşmeyen telefon ve telefonun içindekiler; Twitter, Facebook, İnstagram, WhatsApp vb. yeni dünyanın en çok para eden üretimleri... Gün içinde hem kültürel hem de diğer ihraç ürünleri nasıl kullandığımıza girmeyeceğim. Çünkü mecburuz kullanmaya...  Elektrik denen nimet olmadan önce sadece bir kişi hariç kim akıl edebilirdi veya tahmin edebilirdi böyle bir nimetin olduğuna. (Elektrik olamadan ampul çalışmaz) Veya telefon...

Günümüzde kullandığımız her teknolojik alet, bir veya bir kaç kişinin düşünmesi sonucu ortaya çıkmış ve günümüze varana dek değiştirilip geliştirilmiştir... Dikkat edin bir veya bir kaç kişi... 

***

Ve tam burada bir soru sormak istiyorum; İnsanlığın keşfi bitti mi? 

Benim cevabım "Tabii ki hayır".

Belki de şuan hiç hayal bile edemediğimiz keşfedilmeyi bekleyen yeni bir şey vardır. Belki de keşfedilecek yeni şeyler, günümüzde kullandığımız tüm argümanları, sistemleri, düşünceleri ve aletleri tarihte bırakacak veya antika edecek... Belki çok kısa veya uzun bir süre sonra bir antikacıya gidip, 2018 yılında çıkmış akıllı telefon için "Vay be, eskiden bu külüstür telefonu kullanıyordum" diyeceksiniz. 

***

Üretim kafada başlar. Önce kuma gömülen kafaların gömülen yerden çıkması gerekiyor. Kafamızın değişmesi gerekiyor. At gözlüğü yerine 360 boyutlu gözlük takmamız gerekiyor. Tabi bunun için de kaliteli eğitim gerekiyor, kitap okumamız gerekiyor. Kitap okumamız için kitap okuma alışkanlığı kazanmamız gerekiyor. Kaliteli eğitim için ise kaliteli yöneticiler, kaliteli öğretmenler, kaliteli okullar, kaliteli hayatlar gerekiyor. 

Değişim devam ediyor, her an dönüşebiliriz...  Bunun için asıl seçim akılda başlar. Evet mi hayır mı?

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık