Selcan Taşçı’dan TBMM’de sert adalet eleştirisi: “Meçhul faile ceza, meşhur faile villa!”
GÜNDEMİYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve geçmişte işlenen siyasi cinayetlerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Adaletin mağdurun ya da failin kimliğine göre değişmemesi gerektiğini vurgulayan Taşçı, “Meçhul faile ceza amenna ama meşhur faile villa; bu mu sizin adaletten anladığınız?” sözleriyle dikkat çekti. Taşçı, yalnızca cinayetleri işleyen tetikçilerin değil, bu suçların arkasındaki isimlerin ve failleri koruyanların da hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
“SUÇ VE CEZA KİMLİĞE GÖRE DEĞİŞEMEZ”
Konuşmasına anayasal devletin temel sorumluluklarını hatırlatarak başlayan Taşçı, devletin her vatandaşının yaşama hakkını korumak ve bu hakkı ihlal edenlerden hukuk çerçevesinde hesap sormak zorunda olduğunu belirtti.
Suçun ve cezanın mağdurun kimliğine, failin ise kim olduğuna göre farklı değerlendirilmesinin hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığını dile getiren Taşçı, “Eğer bir ülkede suç ve ceza, adalet velhasıl mağdurun kimliğine göre ayrı, failin kimliğine göre ayrı şekilleniyorsa o ülke anayasal devlet vasfını yitirmiş, anayasalı devlet hâline gelmiş demektir” dedi.
DEM Parti tarafından verilen faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik önergenin bu açıdan önemli bir sınav niteliği taşıdığını belirten Taşçı, faillerin cezasız kalmasının toplumun adalet duygusunu zedelediğini söyledi.
“50 BİNDEN FAZLA İNSANIN CENAZESİ VARKEN KATİLİNE NASIL VİLLA TAHSİS EDİLİR?”
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması gerektiğini vurgulayan Taşçı, geçmişte yaşanan cinayetler ve katliamlar üzerinden adalet anlayışındaki çelişkilere dikkat çekti.
Konuşmasında, “Ortada 50 binden fazla insanın cenazesi varken, ortada cinayet varken, katliam varken, ortada katledilmiş çocuklar, kadınlar, katledilmiş bebekler varken bütün bunların toplamının katiline, failine nasıl villa tahsis edilebilir?” diye soran Taşçı, ardından şu ifadeleri kullandı:
“Meçhul faile ceza amenna ama meşhur faile villa; bu mu sizin adaletten anladığınız?”
“HAMİLERİ VE KARARTMAYA GÖZ YUMAN SİYASİLER DE HESAP VERMELİ”
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkındaki açıklamalarını da değerlendiren Taşçı, hiçbir suikastın karanlıkta kalmaması gerektiğini söyledi.
Ancak bu sürecin yalnızca tetikçilerin yakalanmasıyla sınırlı tutulamayacağını belirten Taşçı, cinayetlerin arkasındaki isimlerin, failleri koruyanların ve delillerin karartılmasına göz yuman siyasilerin de sorumluluklarının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Taşçı, “Aydınlatılsın, hiçbir suikast karanlıkta kalmasın; tek failleri, tetikçileri değil, hamilerinin de hesap vermesi kaydıyla, karartmaya göz yuman siyasileri de sorumlu kılmak kaydıyla aydınlatılsın. Üstelik de biz buna varız” diye konuştu.
Bu hesaplaşmanın yalnızca geçmişteki suçların ortaya çıkarılması açısından değil, gelecekte benzer olayların yaşanmaması bakımından da önemli olduğunu belirten Taşçı, insanların hayatlarının siyasi hesaplaşmalara, kardeş kavgasına veya darbe koşulları oluşturmaya yönelik girişimlere malzeme edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
GEÇMİŞTEKİ SİYASİ CİNAYETLERİ HATIRLATTI
Türkiye'nin geçmişte yaşadığı siyasi cinayetlere ve darbe dönemlerine de değinen Taşçı, gençlerin ölümüne neden olan olayların arka planının yeterince sorgulanmadığını savundu.
Gençlere yönelik bombalı saldırılarla darbe ortamının oluşturulduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşçı, “O mısır gibi bomba patlattırdıkları gençler, hepsi idam edildi. Kimse, o kadar darbelerle hesaplaşıldı güya, bu ağabeyi çağırıp da ‘Ya kardeş, sen gel, ne anlatıyorsun, itiraf bunlar.’ demedi” ifadelerini kullandı.
Mustafa Kuseyri cinayetini de gündeme getiren Taşçı, cinayetin milliyetçilerin üzerine atılabilmesi amacıyla delillerin kimler tarafından temizlendiğinin araştırılması gerektiğini söyledi. Suça yardım etmenin de suç olduğunu hatırlatan Taşçı, bu konuda bugüne kadar gerekli hesaplaşmanın yapılmadığını ifade etti.
UĞUR MUMCU VE SİNAN ATEŞ CİNAYETLERİNİ DE GÜNDEME TAŞIDI
Konuşmasında Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde yaşanan önemli suikastları sıralayan Taşçı; İlhan Darendelioğlu, Uğur Mumcu, Sinan Ateş, Necip Hablemitoğlu ve Kaşif Kozinoğlu cinayetlerinin aydınlatılması çağrısında bulundu.
Bu olaylarda yalnızca tetikçilerin yakalanmasının yeterli olmayacağını belirten Taşçı, cinayetlerin arkasındaki bağlantıların da ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
“Tetikçileri yakaladık'la olmaz, arkasında kimler varsa aydınlatılmalıdır” diyen Taşçı, gerçek bir adalet sürecinin bütün sorumluların ortaya çıkarılmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.
“FAİLİ MEŞHURLARA GÖSTERİLEN MUAMELE, ADALETE GÜVENİ BELİRLER”
Konuşmasının son bölümünde 1987 yılında Hakkâri'nin Taşdelen bölgesinde yaşanan katliama değinen Taşçı, terör örgütü mensuplarının asker kılığına girerek köylüleri ve korucuları katletmesinin ardından olayın askere yönelik bir suçlamaya dönüştürülmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik toplumsal beklentinin, failleri belli olan suçlarda sergilenen tutumla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Taşçı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Faili meçhulleri aydınlatma umudunu doğuracak olan da faillerle hesaplaşma güvenini oluşturacak olan da faili meşhurların gördüğü muameledir. Bu ülkenin en meşhur failine villa verirseniz, tahsis ederseniz o umudu da doğuramazsınız, güveni de oluşturamazsınız.”
Taşçı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki konuşması, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması, geçmişteki siyasi suikastların tüm bağlantılarıyla araştırılması ve adaletin herkes için eşit uygulanması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
İlginizi Çekebilir