Reklamı Geç
YEŞİL LİSTE
SARI LİSTE
Şennur GÜÇBİLMEZ

Şennur GÜÇBİLMEZ

Mail: [email protected]

TÜKENEN SABRIMIZ

Çocukken kolumun bacağımın kırılmasını çok isterdim.

Alçıya alacaklar öyle havalı havalı gezecektim

Birileri üzerine imza atacak öyle bir artistli falan…

Sırf bu yüzden ağaçların tepesinden atlar; kapıya, duvara dalardım

Yine de hiçbir yerim kırılmadı…

Sonraları büyüyünce bu defa hiç istememe rağmen kalbim kırıldı…

Hep yolumda yürüyordum bi yerlere çarpmıyordum oysa ama kalbim kırılıyordu.

Bir yerden düşünce” acaba kırıldı mı?” dediğimde “cık kırılmamıştır”

“Kırık olsa duramazsın” diyorlar ya hani inanmıyorum onlara…

Kalbin kırılınca duruyorsun

Vallaha bayağa kırık ama içinin sıcaklığından hissetmiyorsun sanırım

Alışıyorsun…

Acıyan kolumu, ağrıyan başımı yoklar gibi kalbimi de yokluyorum

Sızlıyor çünkü…

Sonra az daha büyüyünce fark ettim ki koltuk değneği kullananlar yavaş yavaş yürüyor

Ardı sıra da alçılı bacaklarını sürüyorlar

İyileşmek için çabalıyorlar

Yeniden yürümek, yeniden koşmak hayata karışmak istiyorlar

Ama ben niye yapamayayım dedim günün birinde…

Kalbimi alçıya almayı öğrendim ben de

Sızlasa da dayanmayı

Hayattan vazgeçmemeyi her ne olursa olsun öğrendim

Tavsiye ederim sizlere de

Acını yaşa, sabırlı ol, sar sarmala alçıla kalbini…

Bacağından az daha mı kıymetli kalbin

Sar ki iyileşsin yoksa hep geriden gelecek

Kimsenin görmediği alçılar üzerine atabilirsin kendi imzanı

Hem de rengarenk ispirtolu kalemlerle…

Geçmiş olsun kalbim

İyileşeceksin…

***

Ben küçükken havlu kenarı örmeyi öğretirdi anneler.

Örmeyi öğrenirken defalarca söker yeniden başlardık sabırla

Her yenilgi ile sabrı öğrenirdik.

Şimdilerde kenarı hazır oyalı yemeniler var.

Uğraşmak istemiyor kimse…

Annem herkesin uyguladığı aynı tarifle yapardı yemekleri

Ne az ne de çok atardı malzemelerden ama herkesten daha lezzetli olurdu onun yemeği

“Sırrı ne “derdim bazen

“Siz yemeği yapıyor pişerken bırakıp gidiyorsunuz”

“Sabırsızsınız”

“Ben pişene kadar başında bekliyorum “derdi

Şimdi izlenen videolarda hızlı yemek tarifleri en çok izlenenler

Uğraşmak istemiyor kimse…

Eski zamanlar, yeni zamanlar diye kıyaslamayı sevmem

Her zaman kendi içinde değerli benim için ama her şeyin hızla tüketildiği şimdilerde en çok da sabrımız tükenmedi mi sizce?

Herkesin çok acelesi var

Yemeklerimiz ayaküstü

Arabalarımız daha hızlı

Azıcık yavaşlayan internet saç baş yolma sebebi

Her şey dört nala adeta

Birbirimize sabrımız yok…

Nasihat eden yaşlılarımızın sözlerini bitirmesine sabredemediğimiz gibi

Önümüzde biri yavaş yürüse sinirleniyoruz

Eğlenen kahkaha atan birinin beş dakika daha fazla gülmesine tahammül edemiyoruz.

Camide, sokakta,  otobüste bir çocuğun sesine tahammül yok

Kadın kocasının evde oturmasını istemiyor

Çocuk anasının aramasını

Sofraların gecikmesine bile sabır yok erkeklerin

Aykırı bir görüşü bırakın birinin beş saniye yüzümüze bakmasını istemiyoruz.

Daha kırılgan içimizdeki sabır

Tahammülümüzü tükettiğimiz için

Kopmak üzere olan ip gibi çoğu zaman insan ilişkilerimiz

Oysa farklılıklarımızı zenginlik saysak

Herkesin eksiklikler kadar iyi yanları olduğunu kabul etsek

Her yaşanmışlığı yeni bir dantel motifi gibi görsek hayatımızın kenar süsü yapıversek…

Her tecrübe iştahla doyup kalktığımız yemek masası olsa

Herkes o sofradan aldığını kendi nasibi saysa

Olmaz mı?

Olurdu da

İşte…

Selam ve dua ile

Facebook Yorum

Yorum Yazın