© Çerkezköy Ekspres

YENİ DÜNYA PANDEMİSİ: İNSANLAR ARASINDA İNSANSIZ KALMAK!

Teknoloji sayesinde her an çevrim içiyiz ama hiç olmadığımız kadar yalnızız. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 11 Temmuz Yalnızlar Günü kapsamında modern insanın en büyük yarasını parmak bastı: "Bugünün yalnızlığı, insanlar arasında insansız kalma halidir."

Yalnızlık artık sadece bireysel bir duygu değil; Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bile alarm verdiği küresel bir sağlık sorunu.

COĞRAFYANIN OYUNU: GÖRÜNMEZLİK VE ANLAŞILMAMAK

Prof. Dr. Süleymanlı’ya göre yalnızlık coğrafyaya göre maske değiştiriyor:

Büyük Şehirlerde: Her gün binlerce insanla omuz omuzayız ama kimsenin yüzüne bakmıyoruz. Büyük şehir yalnızlığı, "kalabalık içinde görünmez olmak" demek.

Küçük Yerlerde: Herkes birbirini tanıyor ama bu sefer de yalnızlık, "anlaşılamamak ve duygusal uyumsuzluk" olarak patlak veriyor.

DİJİTAL TUZAK: SÜREKLİ BAĞLANTI, SIFIR GERÇEK BAĞ

Sosyal medya bizlere sahte bir sosyallik illüzyonu sunuyor. Emojiler ve beğeniler yüz yüze temasın yerini tutmuyor. Üstelik yalnız hisseden birey sosyal medyaya sığındıkça, oradaki "mükemmel" hayatları görüp kendi hayatını eksik buluyor ve daha derin bir yalnızlığa gömülüyor.

YAPAY ZEKÂ GERÇEK BİR DOST OLABİLİR Mİ?

Yapay zekâ destekli sohbet uygulamaları, bizi yargılamadan dinleyip şefkatli cevaplar verebiliyor. Ancak Prof. Dr. Süleymanlı çok ciddi bir uyarıda bulunuyor:

"İnsanın asıl ihtiyacı cevap almak değil; gerçek bir insan tarafından görülmek ve önemsenmektir. Yapay zekâ gerçek ilişkilerin yerini aldığında yalnızlığı azaltmaz, aksine daha da derinleştirir."

TÜRKİYE’DE YALNIZ YAŞAYANLARIN ORANI %20'Yİ AŞTI

TÜİK verileri Türkiye'deki çarpıcı dönüşümü gözler önüne seriyor:

2014 Yılı: Tek kişilik hanelerin oranı %13,9

2025 Yılı: Bu oran büyük bir sıçramayla %20,5'e yükseldi.

Sosyolojide "solo yaşam" denilen bu durum, bir kriz anında ya da yaşlılıkta bu insanların bakımını kimin üstleneceği sorusunu doğuruyor ve yalnızlığı artık bir "sosyal politika" meselesi haline getiriyor.

YARDIM İSTEMEK ZAYIFLIK DEĞİLDİR

Modern dünya bize "kendine yetme" ve kimseye muhtaç olmama yanılsamasını dayatıyor. Prof. Dr. Süleymanlı bu noktada çok önemli bir hatırlatma yapıyor: "Yardım istemek, destek almak, birine ihtiyaç duymak bir zayıflık değil; insan olmanın en doğal parçasıdır."

ASIL SORU: KAÇ KİŞİYLE GERÇEKTEN BAĞ KURABİLİYORUZ?

Depresyondan demansa, kalp hastalıklarından erken ölüm riskine kadar birçok hastalığı tetikleyen bu sorun için kamusal alanlar inşa edilmeli ve mahalle ölçeğinde dayanışma mekanizmaları yeniden canlandırılmalı.

Çünkü günümüzün asıl sorusu şudur: "Bugün kaç kişiyle iletişim kurduğumuz değil, kaç kişiyle gerçekten bağ kurabildiğimizdir."

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER