Şennur GÜÇBİLMEZ

Şennur GÜÇBİLMEZ

Mail: [email protected]

BİR VİRÜS GİRDİ HAYATIMIZA

Bir virüs girdi hayatımıza…

Bütün alışılmış ve kabullenilmiş dünya düzenlerini yıktı geçti.

Küreselleşme denen sömürüyü tek hamlede yere serdi.

Milimetrik sınır sapmaları yüzünden savaş başlatan,

Asırlar boyu kana doymayan insanlara asıl hakimiyet kimde?

Kıyılan canların sahibi kim hatırlattı?

Bir virüs girdi hayatımıza…

Küsmenin,

Kızmanın,

Kırılmanın ne kadar anlamsız olduğunu adeta omuzlarımızdan tutup

‘kendine gel hayat bak çok kısa’ diye sarsarak bize yeniden hatırlattı.

En sevdiğimiz insanlara,

En sevdiğimiz eşyalara,

En sevdiğimiz yemeklere,

En sevdiğimiz mekanlara,

Uzak kalabileceğimizi gösterdi.

Bir virüs girdi hayatımıza…

Bizim olduğunu iddia ettiğimiz bedenimizin bile hakiminin rabbimiz olduğunu hatırlattı

Bu kadarız işte.

Gücümüzün yettiği yer buraya kadar.

Kaf dağına kadar uzanır zannettiğimiz egomuzun sınırı bu kadar.

Hiç ölmezmişiz gibi.

Ölüm bizi bulmaz gibi taptığımız hayatlarımız, konforumuz bu kadar

Edindiğimiz statüler,

Para, mal, mülk

Övündüğümüz evlatlarımız

Güzelliğimiz, yakışıklılığımız bu kadar

Hepsi ölüm kadar

Bi anın ne kadar değerli olduğunu

Yarınların çok geç olacağını

Bugünün önemli olduğunu

Güzel yaşamanın değerini 

Sağlığın, elimizde olan nimetlere şükretmenin önemini

Görmüş olduk

Unutur muyuz?

Unuturuz…

***

Yakın zaman da virüs gerçeği ile tanıştım ben de

Vakti gelmişti bizde nasibimizi yaşadık

“Rabbim düşmanıma bile yaşatmasın” diye güzel bir söz var

Aynen öyle…

Dayanılmaz ağrılar,

İlaçlar,

Geçmeyen halsizlik,

Uyku nöbetleri,

Uyanamaz mı insan?

Uyanamıyor halsizlikten

Bazen kaç saat uyuduğumu bile unuttum

Öyle uzundu ki

En fenası koku ve tat kaybı

Açsınız ama ağzınıza aldığınız yiyecek midenizi bulandırıyor, yutamıyorsunuz

Çok sevdiğim çayı içemedim

Ne büyük güzellikmiş koku ve tat almak

Geçti şükür atlattık

On gün boyunca neredeyse her gün farklı hissediyorsunuz

Anlık iyi hissetmeler var sadece

Bi an iyi bi an kötü

Hastalık geziyor adeta vücudunuzda

Duygu karmaşası en çokta

‘İyileşemeyeceğim’ dedim çok zaman

***

Annen yoksa, kimsen yok…

“Annemin öldüğünü teyzemden bir tabak daha patates kızartması istemeye utanınca anladım”

Demişti yazar.

İçimizi sızlatan

Hiçbir doktorun tedavisi, bir annenin “öpeyim de geçsin”

“dur sana bi okuyayım” sözleri kadar tesirli değildir

Büyümeye başladığımız yer annemizin karnı

Hiç büyümediğimiz yer ise annemizin kalbiymiş

Anne olunca çok daha iyi anladım

Ve telefonunuzda arama da annen yazıyorsa ve hala bu şekilde açıyorsanız çok şanslısınız

Kıymetini bilin

“Ana yüreği” diye bir deyim var ve bize çok şey anlatır aslında

Kadınlar sadece çocuk doğurup, büyütmezler!

Doğurdukları, yetiştirdikleri çocuklar aracılığı ile tüm insanlığı da şekillendirirler

Kadın öğrenirse öğretir

Annelik yürek işidir bir de

Çocuk doğurduğu halde anne olamayan kadınlar olduğu gibi

Doğurmadığı çocuğa annelik yapan kadınlar da var

Doğurmuş,

Doğuramamış,

Doğurmamış,

Doğurduğunu bağrına basamamış

Doğurmadığını bile bağrına basmış

Kendi anne olan

Anne olmayı isteyen

Anne olmayı bekleyen

Vicdanı anne olan

Ruhu anne olan bütün kocaman yürekli kadınlarımıza selam olsun

Geçmez deme can…

Zaman oysa ne kısa bak

Dün geçti

Bu gün de geçecek

Görsen toprağın altını

Ay da geçer

Yıl da geçer

Bir nefestir insan

Can da geçer

Ölmüşlerimize rahmetle

Unutursun için yana yan

Unutursun ölüm sana bana

Zaman basıp kanayan yarana

Unutursun

Bu zor günleri bir an önce ardımızda bırakıp unutmak dileğimle…

Selam ve dua ile

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın