Canan SEZER

Canan SEZER

Mail: [email protected]

DEĞİŞMESİ GEREKEN ALIŞKANLIKLAR

Herkesin hayatında vay efendim bu nasıl oldu, ben neden bunu yaşadım, niye beni buldu ya da asla bunu yapmam, onu yapmak zorundayım gibi tehlikeli cümleler var. Mümkünse hiç kullanmamanız gereken bu cümleler, birde olumsuz olaylarda kullanılınca işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Kelimelerin etki gücüne inanmalıyız. İnanmalıyız ki; bu gücü kendi safımıza çekelim ve kelimelerin bizi değil; bizim kelimeleri yönettiğimiz bir dünya kuralım. Savaşmak yerine arada dostluk oluşturalım.

Asla yapmam,

Nasıl oldu,

Neden ben,

Niye benim başıma geldi,

Ya da;

Çalışmak zorundayım,

Okumak zorundasın,

Mecburum,

Yapmam lazım gibi kelimeleri hangi cümlede kullandığımıza çok özen göstermeliyiz. Bu kelimeleri kullandığımız anlamlar evrenin bize cevaplar vermesini sağlar.

Evrenin bizimle kasti bir sorunu yoktur sadece üzerimizde uyguladığı görev ve sorumlulukları vardır. Sorduğumuz sorulara belirli hızla gelen o cevaplar çoğu zaman yararımıza olmayabilir. Hepimiz çalışıyoruz, aşk yaşıyoruz ve birçok duygunun eleğinden geçiyoruz. Bu duygularından yoğunluğunda ve stresinde kurduğumuz bu kelimeler bizi daha da kötü durumlar içine atabiliyor. Ayrıldığımız sevgilimize sana mecburum diyoruz ve evren bütün hazırlığını mecbur olmak üzerine yapıyor, bizi gerçekten o sevgiliye mecbur bırakıyor. Kendimizi dönüp dolaşıp aynı noktada; aynı kişide buluyoruz. Çalışmak zorundayım dedikçe uzun saatler çalışıyor ve gerekli vakti kendimize dahi ayıramıyoruz. Çünkü evrene haber yolladık çalışmak zorundayım dedik ve o bizi borçlandırarak çalışmamız gerektiği kanısını kuvvetlendirdi. Çalışmak zorundayız dedik ve çalışıyoruz; görev tamam! Ne kadar tamam gibi görünse de kendimizi esir ettik ve yaşamdan aldığımız hazzı bitirdik aslında.

Çalışmak zorunda değiliz zaten çalışıyoruz; hayatlarımızı hepimiz böyle itam ettiriyoruz. Kendimize zorunda olduğumuzu yüklediğimiz zaman o zorunluluk hissinin verdiği ağırlık altında eziliyoruz. Seviyoruz ama olmamış olamamış bitmiş; kendimizi de onu da özgür bırakmalıyız. Bu özgür bırakmak kaderine terk etmek demek değil; bu özgür bırakmak zaten sonu olmayacağını anladığınız ilişkide taraflarının hayatlarının devam ettiğine inanmak. Özgür bırakmadığımız ama hayatımızda olmayan her olay ve kişi bize ağırlık. Bir uğraşımız var mesela hobimiz var, sürekli zorundaymışız hisseyle kendimizi borçlandırarak hobiyi alıp hayatımız odak noktasına koymuş oluyoruz. Tükenmek bilmek bir kısır döngüde başlamış oluyor, zorunluluklarımız ve sorumluluklarımız artıyor, zamanımız yetmiyor, yetişemediğimiz işler birikiyor, kişilere ayırdığımız vakit azalıyor yani hobi yapma isteği amacının dışına çıkıyor. Fazla ve amacı dışına çıkan her tavır ve olay zarar verir.

Hayatı yaşamak tahmin ettiğimizden çok basit, zorlaştıran bizim davranışlarımız. Doğru kelimeleri doğru alanlarda kurarsak her şey yoluna girer ve zorluklar kolaylaşır. Basit gibi görünebilir bu teknik veya işe yaramaz durabilir ama kelimelerin sihri insanın beyin gücüyle birleştiğinde manzara muhteşem olur. Beyin gücümüzü kullanırsak, bedenimizi yormamış oluruz. En önemlisi hayatımızı yormamış oluruz. Çok didikleyip, çok söylediğimiz konulara dikkat edersek; hayatımızın akışına da dikkat etmiş oluruz. Her kelime ve düşünce akışa bir katkıda bulunur. Akışı değiştirmek bizim elimizde.

Değişmesi gereken birçok alışkanlığımızın olduğuna inanıyorum ama bir yerden başlarsak başarırız.

 

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın