Reklamı Geç
MSM SANİYELİ
OPTİMED TEMMUZ
Tekirdağ
09 Ocak, 2026, Cuma
  • DOLAR
    43.16
  • EURO
    50.33
  • ALTIN
    6199.0
  • BIST
    12.088
  • BTC
    90960.380$

DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR?

08 Ocak 2026, Perşembe 18:54

    2026 yılının daha üçüncü gününde; ABD düzenlediği gece yarısı operasyonuyla Venezuela devlet başkanını eşi ile birlikte yatağından kaçırarak yargılamak üzere Amerika’ya götürmesi bütün dünya da şok etkisi yarattı. O kadar ki hemen hiçbir ülke olay hakkında ilk yirmi dört saatte doğru dürüst bir açıklama yapamadı. ABD Venezuela nın aslında zengin petrol yataklarına ve madenlerine çöktü, gerisi minareye kılıf senaryosu. Operasyonla ilgili detaylar yazılı ve görsel basında fazlasıyla yorumlanıyor, tekrara girip okurları sıkmak istemiyorum. Ancak yaşı altmış civarında olan okurlar, Amerika nın böyle karanlık komplo ve darbeler konusunda tecrübeli olduğunu, CIA operasyonu katliamlardan, işkencelerden hatırlayacaktır. Hatta ülkemizde başta 12 Eylül olmak üzere askeri darbelerin arkasında ABD nin olduğu kendi yetkilileri tarafından “ bizim çocuklar başardı” diye itiraf edilmiştir.

   ABD günümüzün en büyük, eli kanlı emperyalist gücüdür. Kendi çıkarı için yapmayacağı ahlaksızlık, çiğnemeyeceği hukuk, kanun,  kural, işlemeyeceği cinayet yoktur. Kendi çıkarını engelleyenler onun gözünde yok edilmesi gereken zararlılardır. Dünyayı ABD yönetiyor tanımlaması bence çok yerinde olacaktır. Bu artık kesin de, daha kötüsü başkanı dahil karar alıcı yönetim kadrosunda aklı başında, normal düşünen tek bir kişi bile yok gibi gözüküyor. Vahim olan nokta tamda burasıdır. Venezuela operasyonunda Kongreye de haber verilmemiş. İşte dünyanın en büyük nükleer gücünün komutası böyle bir yönetici aklın parmaklarının ucundadır. Hitlere malum olsa mezarında ters döner.

     İkinci dünya savaşı daha bitmeden; ancak sonucunun belli olduğu günlerde savaş sonrası yeni Dünya düzeninin ve paylaşımının nasıl olacağının tartışıldığı bir konferans düzenlendi. ( 4 - 11 Şubat 1945) SSCB'nin önde gelen tatil yeri YALTA da yapılan; savaş sonrası dünya siyasi haritasının ana çizgileriyle yeniden düzenlendiği toplantılarda ABD’yi Roosevelt, İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil etti. Konferans’ta karara bağlanan konular arasında Almanya’nın Savaş sonrası silahsızlandırılması, Avrupa’nın etki alanlarının taraflarca belirlenmesinin yanında, Birleşmiş Milletler’ in kurulması da kabul edildi. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi temel ilkeleri belirlendi.

    1 Mart 1945 tarihinden önce Almanya’ya savaş açan ülkelerin kurucu üye olarak katılabilecekleri ilkesi getirildi. Bu karar üzerine Türkiye, 23 Şubat 1945'de Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti. Ayrıca hâlâ tartışılan Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri için veto ilkesi kabul edildi. Konferansta bazı hususlar henüz tam anlamıyla açıklanmamış olmakla birlikte, Konferans’ın 10 Şubat 1945’te yapılan 6. oturumunda Stalin, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına ilişkin Montrö Sözleşmesinin gözden geçirilerek değişmesini istedi. Konunun daha sonra toplanacak konferanslarda yeniden ele alınması ve bu konulardaki gelişmelerden Türkiye’nin de haberdar edilmesi kararlaştırıldı. Son yıllarda emperyalist devletlerin yürüttüğü bölgesel, vekâlet savaşlarının arkasında yeniden bir paylaşım kavgası olduğu görülmelidir artık. Dolayısıyla üçüncü dünya savaşı çıkar mı sorusunun anlamı yok. Savaş yaşanıyor.

    Orta doğuda Irak: Amerika nın milyonlarca insanın ölümüne neden olan müdahalesi sonucu bölündü. İsrail; soykırım yaparak yıkıp yok ettiği Gazze ve Lübnan saldırılarından sonra ABD desteği ile İran ı da bombaladı, yakında yeniden müdahale yapılması gündemde. Libya da Kaddafi yönetimi devrildi, ülke fiili olarak bölündü. Suriye de iç savaşı sonrası Esad iktidarı yıkıldı. İŞİD le mücadele örtüsüyle Kuzey Suriye de ABD nin açık, güçlü desteği ve vekâlet savaşı sonucu SDG adıyla Kürtler devlet kurma aşamasına geldi. 1991 yılında Somali den ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland, Somali nin kuzey batı ucunu kontrol ediyor ve burada fiili bir devlet olarak faaliyet gösteriyordu. Dünyada bu devleti tanıyan yoktu. İsrail oluşan kargaşadan faydalanarak emperyal amaçlarına yönelik olarak Somaliland ı tanıyan ilk Devlet oldu. ABD Venezuela dan sonra  NATO üyesi Danimarka ya bağlı Grönland a uyduruk gerekçelerle çökmeye çalışıyor. NATO üyelerinden yine yüksek sesle bir itiraz duyulmuyor. Bu nasıl savunma ortaklığıdır. Gerçi ABD kuzey Irak ve Suriye de aynı kalleş oyunları bize karşı da yaptı açıkça terörü destekledi. Yine hiçbir sözde savunma ortağımızdan ses çıkmadı.

    Rusya nın Ukrayna ile savaşı beşinci yılını doldurmak üzere. ABD Rusya nın işgal ettiği toprakları bırakarak anlaşma imzalaması için Ukrayna ya baskı yapıyor. Çin Tayvan a her an saldıracak gibi, Pusuda uygun zamanı ve zemini bekliyor. İsrail Güney Kıbrıs ve Yunanistan la Türkiye ye karşı savunma işbirliği anlaşması imzaladı ve Doğu Akdeniz de Türkiye dışlandı. LOZAN antlaşmasına göre Ege denizinde silahtan arınmış olması gereken on iki ada ve etrafındaki hangi ülkeye ait olduğu belirlenmemiş kayalıkları füzelerle dolduruldu. Gazze den sonra İsrail in hedefinin Türkiye olduğu açıklanmadı mı? ABD Yunanistan Dedeağaç a bir ordu konuşlandırdı. Bütün bu hazırlıklar kime karşı?

  ABD Savunma açığımız varken talep ettiğimiz füzeleri satmadığı gibi, Rusya dan aldığımız S-400 leri bahane ederek ortak olduğumuz F-35 projesinden Türkiye yi çıkarttı. Kuzuyu yemeyi kafası koyan kurt misali, F-35 ten bizi çıkartmayı kafasına koymuş, parasını peşin ödediğimiz uçakları vermediği gibi parasını da iade etmedi. F-16 almaya kalktık onlarında pazarlıklarını uzattıkça uzatıyor, henüz bir satış anlaşması olmadı. Kâğıt üzerinde Avrupa dan Eurofighter savaş uçağı satın alındı ama teslimatın 2030 u geçeceği söyleniyor. Uzatmayayım yine sözde savunma ortağımız olan ABD ve NATO nun çabalarıyla Hava Kuvvetlerimiz uçak sayısı ve nitelikleri açısından Yunanistan ve İsrail e karşı zayıflatılıyor. Demek ABD ve NATO gibi dostunuz varsa düşman aramaya gerek yokmuş.

    Son günlerde siyasilerin iç cephede birlik çağrılarını biraz geç olmakla beraber olumlu buluyor ve destekliyorum. Daha önce de yazdım ve çağrı yaptım. Biz gücümüzü oradan alırız. En güçlü silahımız vatan sevgimiz, bağlılığımız ve iç cephede birliğin sağlamasıdır. Ancak siyasi konuşmalara bakılınca yine laf arasında oy devşirmeye yönelik sahtelik kokan cümleler görüyoruz. Siyasetçiler seslenmek istiyorum: Yapmayın, artık oy devşirmeye yönelik bu ucuz hamaset dolu, hakaret içeren cümleleri lütfen bırakın. Bakın işte etrafımız ateş çemberi, yarın hedefte olmayacağımızın hiçbir garantisi yok. En büyük gücümüz birliğimiz, beraberliğimiz, vatan sevgimiz ve ona bağlılığımızdır, hiç olmazsa onu daha fazla yıpratmayın.

Yazıyı Vatan Şairi Hemşerimiz Namık KEMAL in makalesinden yaptığım bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

“ . Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri, ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever. Biz oturduğumuz yerlerin her taşı için, cevher kıymetinde bir can verdik. Her avuç toprağı, o yola kendini feda etmiş bir kahramanın hatırasıdır. Vatan bize kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize ait, yalnız bize ayrılmış biliriz. Daima kendimizden çok sever, canımızı uğruna feda ederiz…”

Namık Kemal /VATAN MAKALESİ

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum