SAĞ REKLAM
Şennur GÜÇBİLMEZ

Şennur GÜÇBİLMEZ

Mail: [email protected]

İNSANCA

Yara bandıyla koşu bandı arasında gidip geliyoruz

Yaralarımız kabuğa, ayaklarımız toprağa hasret.

Hızla yaşlanırken,

Hayat kapağı açık kalmış kolonya şişesi gibiyken,

Odanın bir ucuna oturmuşuz.

Gençliğimizin buharlaşan esansını kokluyoruz…

Yeni dünya dedikleri bu olsa gerek.

Organik ekmek,

Organik yumurta,

Organik yoğurt,

Köyümüze gitmek yerine,

Milyonluk şehirlere köyü getirmeye çalışıyoruz…

Yakında marketlerde de yerini alır mı bilmem;

“Dert dinleye dost”

“Kin gütmeyen arkadaş”

“Satmayan organik yoldaş”

“Gezen insan çocuğu”

“Hayırlı evlat mayası”

Belli mi olur belki on yıl sonra organik insan diye sunum yapar yeni dünya düzeni

Demem o ki;

Hep çok yoğun

Hep çok yorgunuz…

Köy uzakta,

Şehir kalabalıkta

Dostlarımızın nesli ise azalmakta…

***

Hayat bir sözlü sınava benzer

Ağzımızdan çıkan her kelime başarımızı da etkiler

Kimi büyük lokma yediğinden,

Kimisi de bir lokmayı bölüşmediğinden kaybeder

Kendi tuzu kuru olan, başkasının yarasına tuz basmakta ustadır.

Eleştirmek ve kibirlenmek ne kadar ham insan göstergesi ise, hoş görmek ve tevazu olgun insan niteliğidir.

İnsan kendine mesafe koyan birinin değiştiğini ya da gerçek yüzünü gösterdiğini düşünür de;

Araya örülen duvarın tuğlalarını kendisi vermiş olamaz mı? diye hiç düşünmez.

Şimdilerde bolca var olan, işine geldiği gibi davranan insanlara hiçbir zaman güvenilmez.

Bir insan ne kadar bencilse o kadar da merhametsizdir.

Merhamet ise insanı insan yapandır.

“Kork Allahtan korkmayandan” demiş atalarımız

Sözün derinliği bu durumu izah etmek için çokça yeterli.

Hiç kimsenin hikayesini tam olarak bilemezsin

İnsanın kendine bile anlatamadıkları vardır

Bugün üzgün olman kimsenin umrunda değil, yarın da olamayacak emin ol

Özetle hayatı çok ciddiye alma çünkü toprak herkesi çabuk unutturur.

***

Şubat ayındayız çarşı pazarda bir telaş

14 şubat için ne alacağının derdinde

Tüketim toplumu günleri özelleştirerek pazar oluşturuyor

Bu 14 Şubat’ta eşinizi, sevgilinizi şaşırtın ve bana hediye alın.

Pirinç, makarna, battaniye, gül, çiçek ne alacağım diye düşünmeyin.

Bir markete, mağazaya veya bakkala girin ve ilk gördüğünüzü alın

Bilmem kaç karat pırlanta ya da altın kaplama saat almışsın gibi sevindiğimi göreceksin

Bana nasıl ulaşacaklarını bilmeyenler için tarif edeyim

Hani geçen gün yolda yürürken maviş gözleri ile sana mendil satmaya çalışan küçük çocuk benim

Her gün önünden geçtiğiniz harabe gecekondu var ya işte orda oturuyorum

Hani geçenlerde karton yığınlarına uzanmış hasta ve yaşlı adam dikkatinizi çekmişti ya; işte o benim

Sırtında bebeği ile geçen gün çöpünüzü karıştıran anne benim

Bana hiçbir yerde denk gelmediyseniz çöpün yanına bakın

Bir lokma ekmeğe muhtaç o masum bakışlı köpek yavrusu benim

Eğer hala görmediyseniz çöpün üzerine bırakılan camlardan ayağımın kesilmesi pahasına

Bir poşette belki bir parça yiyecek bulurum umuduyla, çöpün açılmasını bekleyen kedicik benim

Gelin,

Hediyenizi bana verin

Yüzümdeki şaşkın gülümsemeyi fotoğraflayıp sevdiklerinize gönderin

Bence bunu bir düşünün.

İkinize de çok iyi gelecek ama en çokta bana

***

Son olarak

Sabahları insanlara günaydın demek

Birine çarpınca özür dilemek

Göz göze geldiğinizde bir çocuğa gülümsemek

Kasiyere ‘kolay gelsin’ demek

Ne biliyim bunlar hem çok güzel hem de insanca

Veeee…

Hepsi de bedava biliyor musunuz?

Selam ve dua ile

Çerkezköy

 

 

 

Yorum Yazın