Reklamı Geç
MSM SANİYELİ
OPTİMED
Tekirdağ
15 Nisan, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    44.75
  • EURO
    52.82
  • ALTIN
    6929.4
  • BIST
    14.202
  • BTC
    74019.558$

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

15 Nisan 2026, Çarşamba 16:13

Hafta sonunda Macaristan da yapılan seçimler sonucu 16 yıllık iktidarın seçimleri kaybetmesini, muhalefetten bazı siyasiler ve medya hemen örnek alarak incelemeye başladı. Macaristan seçiminden kopya çekerek, ülkemize benzer propaganda vaatleriyle sonuç almaya çalışmak, bence gereksiz vakit kaybı olur. Halkların seçim vaatleri ve programlara bakışında benzerlikler olsa da her zaman kopya propagandalarla aynı sonucu alma imkânı olmaz. Ülkemizde seçimlerle iktidar değişikliği yapılabilmesi için öncelikle 2023 seçim sonuçlarının iyi analiz edilmesi gerekir.  

   Ayrıca seçmenlerimizde psikolojide öğrenilmiş çaresizlik olarak tanımlanan davranışın olduğunu da dikkate almak gerekir. Burada öğrenilmiş çaresizliği; seçmenlerin zamanla oluşan başarısızlıklar karşısında bir şeyleri başarma isteğini kaybetmesi olarak görüyorum. Seçmenin devamlı olarak başarısızlıkla sonuçlanan seçim sonucunu kabullenmesi çok zor bir durumdur, bıkkınlık yapar. Seçmenlerde sürekli karşılaştıkları seçim yenilgilerinden kurtulmak daha iyi bir sonuç elde etmek için bir çaba göstermeme eğilimi ve seçimlere "Ne olursa olsun kazanamayız." mantığıyla bakma halini oluşturur. Yapılan araştırmalarda uzun yıllar seçim kaybetmenin sonucu olarak; ülkenin sorunlarını hangi parti çözer sorusuna umutsuzluk içinde ”hiç biri” cevabı verilmesi de bundandır.

     Bana göre seçimlerle iktidarı değiştirmek için öncelikle parti üyelerini ve seçmenleri öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak gerekir. Bunun için üyeleri ve seçmenleri; “yapamayız, kazanamayız” gibi olumsuz düşüncelerden kurtarıp, “bu kadrolarla, bu programla, halkla kucaklaşarak, daha çok çalışarak, bu defa kazanacağız” düşüncesine inandırmak gerekir. Seçmene bu morali verecek siyasi partilerin, işe güven arttırıcı çalışmalardan başlaması gerekir. Çünkü seçmen, meclisteki kavgalar ve Halktan çok kendi menfaatlerini düşünen milyarder vekiller yüzünden güvenini kaybetmiştir.

    Seçmen güvenini kazanmanın ilk adımı vekil adaylarının parti üyelerinin tümünün katılacağı, YSK denetiminde yapılacak ön seçimlerde belirlenmesidir. Daha sonra yeni bir program ve etkili bir propagandayla seçmenlerin beklentilerine partinin nasıl çözümler sunacağı açık ve samimi olarak anlatılmalıdır. Güvenilir, yıpranmamış, yeni kadrolarla, yeni bir programla sonuç alınabileceğinı düşünüyorum. Seçmelerin görevi burada da bitmiyor. Demokrasiyi oturtmuş, kurumları ve kurallarıyla sorunsuz çalıştıran ülkelerde seçmenlerin görevi seçimden sonra da devam eder. Önemli olan seçilen vekillerin parlamentoda görev yaparken önceliğin halkın sorunlarını çözmek olduğunu denetlemektir.

    Vekillerin denetlenmesi konusunda görev seçmenlerdedir. Asıl olan seçmenlerdir. Meclise gönderilenler, vekilleridir. Seçmen vekiline bireysel değil, Halkın çoğunluğunu ilgilendiren sorunları bildirecek, çözülmesini talep ve takip edecektir.(Kurtuluş yok tek başına) Vekillik kişisel zenginleşme için araç olacak makam değildir. Vekillerin mecliste anlaşarak öncelikli olarak seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda değişiklik yapması gerekir. AYM ve Yerel mahkemeler arasında yaşanan yetki karmaşası olarak açıklanan uzlaşmazlık giderilmelidir. Anayasa da açık şekilde yer almasına rağmen yerel mahkemenin AYM kararına uymaması inanılır gibi değil. Yetmez gibi birde ara seçim gündeme geldi. Koskoca siyasi parti yöneticileri, parlamento geleneğimizde uygulanmış olan bir ara seçimi, ilgili Anayasa maddesini yok sayarak görmezden gelebiliyor. Türkçe bir metin olan Anayasa ola ki ikinci bir dil mecliste kabul edilirse siyasiler o zaman nasıl anlaşacaklar acaba? Sadece merakımdan soruyorum.  

     Halkımız; bir türlü aşılamayan ekonomik krizle boğuşurken, ABD ve İsrail in İran’a saldırmasıyla başlayan ve daha ilk günü ABD nin okula attığı füze ile adeta soykırım gibi 180 e yakın çocuğun öldürülmesine neden olan savaş nedeniyle daha büyük sorunlarla karşılaşacak gibi gözüküyor. Uzun bir süredir hemen herkesin yaptığı iç cephede birlik çağrıları yazık ki hala cevap bulmuyor. Bu duruma inanmak ta çok zor ama hepsi gözümüzün önünde gerçekleşiyor ve sadece izliyoruz işte. Daha vahimi iç cephede birliği sağlayacak siyasiler de bizimle birlikte izliyor. Oysa yapacak daha ne kadar çok işiniz var, olmalı da. Çünkü eğitimden- sağlığa, savunmadan-barınmaya, işsizlikten- güvenliğe, tarımdan-sanayiye, ulaşımdan- gıdaya, enflasyondan- faiz’ e sorunlar görmezden gelinerek, arkanızı dönerek çözülmüyor. İç cephede paylaşılamayan ne var ki? Bir araya gelerek çözüm üretilemiyor. Yüz yıl önce emperyalist devletlerin tuzaklarını, dayatmalarını ve yaptıklarını nasıl unuttuk böyle. Doğrusunu söyleyeyim; Sevr i, Sevr’in unutulacağını rüyada görsem inanmazdım. Ya bu toprakları kanlarıyla sulayarak vatan yapan, bizlere emanet eden gazilerimizi ve şehitlerimizi?

Yazıyı halk ozanı Nazım HİKMET in KUVAYI MİLLİYE ŞEHİTLERİ şiiri ile bitiriyorum.

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
             mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
             Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler
             Dumlupınar'dakiler de elbet
             ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
             yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
             siz toprak altında derin uykudayken
                       düşmanı çağırdılar,
                                   satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
             kalkıp uyandırın bizi!
                             uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
             mezardan çıkmanın vaktidir!
                                                            1959

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum