Reklamı Geç
MSM SANİYELİ
OPTİMED
Tekirdağ
06 Mayıs, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    45.24
  • EURO
    53.13
  • ALTIN
    6761.7
  • BIST
    14.496
  • BTC
    81273.449$

SEÇİM GELİR Mİ? (3)

06 Mayıs 2026, Çarşamba 16:29

   Bu günkü yazıma gelen yorumlardan yanlış anlaşıldığını gördüğüm iki konuya açıklık getirerek başlamak istiyorum. Bilmeyen okurlar için öncelikle küçük bir bilgilendirme yapacağım. Emekli Makine Mühendisiyim, halen İzmit / KOCAELİ de ikamet ediyorum. Gazeteci değilim, bu konuda eğitim de almadım. Çok değer verdiğim Çerkezköy Ekspres gazetesi sahiplerinin talebi üzerine hem Çerkezköy de ki arkadaşlarla teması kaybetmemek hem de tarihe not düşmek adına haftanın bir günü gazetenin ayırdığı köşede yazıyorum. Yazılarım karşılığı gazeteden herhangi bir ücret talebim olmadı, almıyorum. Köşemde genel ve yerel siyaset konularında yaptığım analizleri, yetişebildiğim kadarıyla gündemi takip ederek Çerkezköy Ekspres Gazetesi okurlarıyla paylaşmaya çalışıyorum.

   Köşemde herhangi bir parti lehine veya aleyhine ön yargılıyla yazmam söz konusu değildir. Analiz yaptığım konuya göre her yazıda ön yargısız eleştirimi yapıyorum. Eleştirilerimi bazı okurlar CHP düşmanı olarak bazı okurlarda CHP sözcüsü olarak değerlendiriyor. Bu durum; yazılarımın tarafsız olduğunun bir belgesidir. Bir okur da Halkın çoğunun seçim talebini olduğunu nereden biliyorsun diye soruyor. Açık kaynaklardan, yani hemen her gün yazılı ve görsel basında yer alan araştırma sonuçları ile TV de yayınlanan sokak röportajlarından, merak eden herkes detaylı olarak aynı sonucu görebilir.

    Yazılarımı takip eden okurlarımızın çok iyi bildiği gibi; asla yalan yazmam, kimseye iftira atmam, hakaret etmem. Yetersiz kaldığım konularda alıntı yaptığım kaynağı açık olarak belirtirim. Tarafsız olarak yaptığım yorum ve eleştiriler tümüyle kendime aittir. Hiçbir kişi veya kuruluşa yaranmak için yazmam, eleştirmem.  Siyasi hayata 1992 yılında DSP de başladım, 1999 yılında DSP den Çerkezköy Belediye Başkanı seçildim. DSP 2002 de bölününce bir süre YTP de siyasete devam ettim. YTP kendini fesih ederek CHP ne katılınca tüm YTP üyeleriyle birlikte CHP ne üye kabul edildim. 2007 genel seçiminde protesto amacıyla Tekirdağ Bağımsız Milletvekili adayı olmak için CHP den istifa ettim.

   2009 seçimleri öncesinde: Hizmetlerden memnun olmayan duyarlı bir gurup Çerkezköy sevdalısı ile Belediyede yaratılıp dağıtılan imar ve ihale rantına son vermek amacıyla ne yapılabilir konulu toplantıdan sonra CHP den adaylık kararı aldım. Yapılan girişimlerde CHP vekillerinden birinin genel merkez düzeyinde “onun parası yok; olmaz, kazanamayız” kulisi yaptığı ortaya çıktı. Çerkezköy ün geleceğini kurtarmak için güvendiğim aynı gurup arkadaşımla birlikte MHP ile bir çeşit yerel koalisyon yaparak Belediye Başkan adayı oldum. Kaybedince bir daha geri dönmemek üzere aktif siyasetten çekildim. MHP den aday olduğum için eleştiren, doğru, yanlış dedikodu yaparak çamur atan yerel siyasiler, genel merkezin aynı MHP nin genel başkanına “gel koalisyon kuralım başbakan sen ol “ teklifinde bulunduğu zaman hiç utanmadan tek cümle etmeyerek dut yemiş bülbül gibi sustular.

    Daha sonra da CHP, MHP ile ortak Cumhurbaşkanı adayı gösterdi, yine ses yükseltmesi gerekenler ses çıkartamadan boyun eğdiler tıpış, tıpış sandığa gidip oy verdiler. Kendi menfaatleri söz konusu olduğunda 3, 4, 5 dönem vekillikten sonra Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı karşılığı kendilerine güvenen, vekil yapan, partide yüksek makamlara getiren genel başkanlarını arkadan hançerlemekten de hiç sıkılmadılar, utanmadılar. Ben MHP den aday olduğum için tepki aldım ancak hiçbir zaman pişman olmadım. Orada saygıdeğer yerel siyasetçilerle tanışma imkânı buldum. Onlara karşı var olan ön yargıların ne kadar yersiz olduğunu gördüm. Çerkezköy için birilerinin fedakârlık yapması gerekiyordu, yaptık. Seçmene anlatmamıza engel oldular, başaramadık.  Sonuçta hep böyle olur, toplumlar layık olduğu kişi ve yönetimler tarafından yönetilir. Nitekim Tekirdağ da da de öyle oldu. Seçmenler ağlamayı bıraksın, aldığı hizmetlerin keyfini çıkartmaya baksın artık. Konuyla ilgili bir karga fıkrası var ama yer yetmeyecek onu daha sonraya bırakalım.

   Tanımayan okurların siyasi görüşümü artık öğrendiğini düşünüyorum. Sol düşünceye inanıyor ve savunuyorum. Demokratik Solcuyum. Seçimin özelliğine göre oyum boşa gitmesin diye bazen sol ideolojiyi benimseyen partiler arasında değişik tercihlerim olmuştur, ancak 2009 seçimleri dışında sağ ideolojiyi savunan partilere oy vermedim, vermem de. Çünkü sınıfım bellidir ve sağ partilerin sınıfıma hizmet yerine, kendilerine çalışarak yandaş zenginleştirdiklerini ve paylaştıklarını bilirim, onun içinde onlara oy vermem. Bundan sol ideolojiyi savunan partiler içinde yolsuzluk yapan çıkmaz anlamını çıkarmak doğru olmaz.  Solcular içinde de çürük çıkar, önemli olan bunların tespit edilerek seçilmesini engellemektir. Yazılarımda yolsuzluk olmaması için aday belirleme yönteminin mutlaka değişmesi gerektiğini sürekli savunuyorum. Bunun için siyasi partilerin adaylarını; üyelerinin tümünün oy kullanacağı yargı gözetiminde ön seçimle belirlemesini çözüm olarak görürüm. Yeterli olmaz, ayrıca; başvuru alınırken aday adayından kendisi ve 1.derece yakınlarının mal bildirimleri de istenirse kötü niyetli kişilerin listelerde yer alması önlenme olasılığı artacaktır. Her partide yolsuzluk yapmaya yatkın adaylar olabilir, önemli olan bunların listelerde aday olarak gösterilmesini engellemektir.

     Hafta sonu Belediye başkanları ve Belediye meclis üyelerinden oluşan “Türkiye Belediyeler Birliği Meclisi”  başkan ve encümen üyeleri seçimleri yapıldı. Daha toplantının başında seçimlere geçmeden oluşturulan kaos ortamında hiç beklemediğim ve yakıştıramadığım itiş –kakıştan sonra yumruklar konuştu, toplantıya verilen aranın ardından seçimlere geçildi ve genel kurul tamamlandı. Tablo çok ürkütücüdür. Bakın şimdi katılanlar: Büyükşehir Belediye Başkanları, İl ve İlçe Belediye Başkanları, yönetmeliğe uygun sayıda belirlenmiş Belediye Meclis üyeleridir. Seçim yapmak üzere toplanıyorlar ve neredeyse kan gövdeyi götürecek kavgadan son anda dönülüyor. Kabul edilebilecek bir şey değil, tam bir çılgınlık hali. Kime, neye hizmet eder bilmiyorum. Bu tabloyu Halkımız kesinlikle hak etmiyor.

   Konunun hassasiyeti dolayısıyla tüm siyasi partilere “ iç cephede birlik “konusunda yaptığım çağrıyı 2023 yılından itibaren çok sık dile getirmemin sebebi tam da bu durumdur işte. Geçen haftaki yazımda da konu hakkında “ Seçimin her şeyden önce bir yarış olduğu tüm örgüte anlatılmalıdır. Tahrik ve kışkırtma tuzaklarına düşülmemelidir. Karşıdakiler rakiptirler asla düşman olarak görülmemelidir. Halkın kararına ve tercihine herkesin saygılı olması gerektiği çok sık tekrar edilmelidir. Seçim iç cephede ayrışmaya sebep olmamalı tam tersi sonucunun Halkımız ve Vatanımız için hayırlı olması temennisinde bulunulmalıdır. “ çağrısı yaptım.

   TBB genel kurulundaki kavgadan kutuplaşmanın toplumu çok tehlikeli boyuta ulaştırdığı görülüyor. Kardeşkanı dökülmeden seçimlerin demokratik bir yarış olduğunu kabul ederek sonucunun saygıyla karşılamak gerektiği konusunda tüm siyasi partiler fikir birliği sağlamalıdır. Daha sonra ortak bir basın toplantısı ile anlaştıklarını kamuoyuyla paylaşsalar, kutuplaşmanın toplumda yarattığı gerilim de sonlandırılmış olur. Aksi takdirde böyle gergin bir ortamda yapılacak seçim sonucu ne olur, o sonuç kime ne kazandırır veya kaybettirir iyi düşünmek lazım. Yapmayın ağalar, beyler, bayanlar; bu Vatana, bu Halka böyle ucuz oy avcılığı yaparak, kutuplaştırarak, kamplaştırarak, düşmanlaştırarak, kıymayın artık!..

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum