MÜHENDİS
SAĞ REKLAM
Yunus Emre Yılmaz

Yunus Emre Yılmaz

Mail: [email protected]

VALLAHA SATARAM KÖYÜ HAA

(Baro meselesi)

Yeşilçam’ın unutulmaz filmlerinden biri olan Kibar Feyzo filminde yer alan köylü ile ağanın mücadelesinin gülümseten hikayesi. Ağanın …nun üzerine … olur mu diyerek yaptırdığı umumi helayı yıktıran ağa karakteri sürekli köyü satmakla en iyi tercihin kendisi olduğunu dikte etmekle dizginleri elinde tutmaya çalışıyordu.

***

Baro meselesi gündeme geldiğinde nedense bu film aklıma geldi. Çünkü ağa sürekli köyü satmakla tehdit ediyordu. “Konuşursanız kapatırım, itiraz ederseniz yasaklarım, hayat hakkı tanımam”

Baro meselesinin demokrasi endişesi ile ortaya çıkmadığını anlamayacak yoktur. Siyasal iktidarın avukat hakları ile nedenli ilgilendiğinin turnusol kağıdı Ankara’ya girişlerine dahi müsaade edilmemesi iken, gayesine demokrasi urbası giydirmeye çabalaması için ancak gülünç diyebilirim. Hatta bir toplumun en temel sacayaklarından biri olan adaletin tesisinin olmazsa olmazları avukatların mesleki değişimlerine dair “Avukatlar için demokrasi” söylemi ile başlatılan süreçte avukatların fikirlerinin sorulmaması, neredeyse tüm baroların karşı çıkmasına karşın “ avukatlara rağmen avukatlar için “ mantığı ile yapılacak düzenlemelerin dikte edilmesi üzüntü vericidir.

***

Her şerde bir hayır vardır deyip biraz baroların kendilerini sorgulamaları fırsatını verdi bu süreç. Anayasal olarak kuruluş amaçları belirlenen Baroların bugün işlevini yitirdiği, siyasi söylemler ve faaliyetler ile avukatlar için faydasızlaştığını görmemiz gerek. Henüz avukatlık hayalleri kurarken “baro” kelimesi ne anlamlı gelirdi bana. Telaffuzunun bile ağırlığını hissederdim. Güçlü bir çağrışım yapıyor “BARO”. Ancak meslek hayatına atıldığımda üzülerek gördüm ki çok fazla işlevsizleşen barolar ne yazık ki mesleğin her geçen gün kötüleşmesine engel olamadığı gibi, mensuplarının dertleri ile dertlenmeyen kurumlar haline gelmiş.

***

Mini etek giydiği için rencide edilen meslektaşımız için yeri göğü inleten, kabul edilemez tavır sergileyen hâkimi açığa aldıran baronun gücünü, ne yazık ki işkence iddiaları ortalığı inletirken görememek kahredici. Çanakkale’de dağ taş doğa bekçiliği yaparken duruşma salonlarından yaka paça atılan meslektaşlarının arkasında duramayan baroların siyaset kokmuyor olduğu iddiası riyakârlıktan başka anlam taşımamakta. Kirasını ödeyemeyen meslektaşlarımızın varlığına rağmen “uzlaşma” kurumunun önüne gelene yaptırıldığı ve vatandaşların haklarını bilmeden yanlış yönlendirmeler ile hak kaybına uğramasına ses çıkaramayan baroları kutsamak inandırıcı değil.

***

Kolluğun illegal eylemlerine duyarsız kalan, karakollarda güçlü bir tavır sergileyemeyen ve genç meslektaşlarının kırılan onurlarını savunamayan, yeni mezun savcı hâkimlerin egoları ile imza attıkları hukuksuzluklar karşısında duruş sergileyemeyen, açık kanun hükümlerine karşın avukata dosya incelettirmeyip duruşmada söylenenleri zapta geçirmeyen yargıçlara karşı yekvücut olamayan baroların özel günlerde mesaj atıp, yılda ücreti mukabil birkaç yemek, birkaç konferans düzenleyerek görevini ifa ettiğini düşünmesi, her geçen gün pasifize olması bugün yaşananları sonuç olarak doğurdu. Baronun gücünü arkasında hissetmeyen birçok meslektaş bölünmüş barolar meselesi ile yakından ilgilenmedi, yaşan sürece duyarsız kaldı. İşkence iddiaları ortalığı inletirken, vatandaşın temel hak ve özgürlükleri kısıtlanıp insan hakkı ihlalleri yaşanırken ortalık görünmeyen barolar vatandaştan da bir destek göremedi. Haksızlar mıydı? Derler ya “susma sustukça sıra sana gelecek”….

Ben bir meslek kuruluşu olarak baroların asıl vazifesini yapmadan başka meseleler ile uğraşmasını doğru görmüyorum. Mesleki bütünlük ve kollektif hareket mantığı yerleşmeden, her geçen gün yıpratılan mesleğin saygınlığını korumadan diğer meselelere enerji harcanmasını doğru görmüyorum. Barolar en ufak duyum ile meslektaşları hakkında disiplin soruşturmaları ile terbiye etmekten çok en ufak mağduriyette meslektaşlarının arkasında olmaz ise kuruluş amacında uzaklaşacak, saygınlığını yitirecek, varlığının anlamı kalmayacaktır. “İyi ki barom var”, “Allahtan baro var” diyebileceğimiz günlere…

Yorum Yazın