BAŞAKŞEHİR KOLEJİ SOL SÜTUN
BAŞAKŞEHİR SAĞ SÜTUN
  • 05 Nisan 2019, Cuma 14:34
FıratYAKUT

Fırat YAKUT

CUMARTESİ YAZISI

Şöyle olsun isterdim;

Bugün Cumartesi. Cumartesi olması hasebiyle okuduğunuz yazı da bir ‘cumartesi yazısı’ şeklinde. Havadan, hayattan, çiçeklerin canlılığından, renklerin güzelliğinden, uçan kuşlardan, fikirden ve fikirlerden bahsetmek isterdim.

Ne yazık ki her ne kadar bugün Cumartesi olsa da, Pazartesi’den bir farkı yok. İnsanlar aynı stresle bir yerden bir yere koşuşuyor. Heyecan yok. Muhabbet etme isteği yok. Bir kişiyi daha dinlemeye, tanımaya tahammül yok. Mide bulandırıcı bir gün.

***

Şu hayatta Hayati adında bir insan da olabilirdim. Ne alaka?

***

İnsanın, başka insanlara zarar vermeden delirme hakkı olmalı. Şimdi öyle mi; deli olduğunuz anlaşıldığı an direk dayıyorlar ilacı, giydiriyorlar kolsuz gömleği.

Belki de böyle olmalı. Herkes giysin gömlekleri dolaşsın ortalıkta; bakın bakalım kim deli, kim akıllı; kimin aklı az da olsa yerinde?

***

Her zaman süre gelen bir laf bu; belki biz değil onlar akıllıdır diye. Bunun belkisi, lamı, cimi, datı, zatı, ayn ve ğaynı yok. Onların daha özgür olduğunu kim söyleyemez ki?

Söylerler, konuşurlar; konuşanlar hep haklıdırlar. Haklı olmasa niye konuşsunlar ki? İnsanlar konuşa konuşa hayvanlar konuşmaya konuşmaya anlaşırlar. Önemli olan konuşmadan anlaşabilmek.

***

Şu ‘yumuşak ge’ harfine gıcık oluyorum arkadaş. Görüntüsü ‘ğ’ şeklinde okunuşu ‘yumuşak ge’ şeklinde. Aslında okunuşu boğazdan bir ‘ğğğğeeee’ şeklindedir ama biz boğazımıza çok düşkün olduğumuz için onun yerine ‘yumuşak ge’ demeyi tercih ediyoruz. Yumuşak genin hakkını Fransızlar veriyor. Sizde Fransızca öğrendiğiniz zaman ‘ğ’ harfine haksızlık ettiğinizi anlayacaksınız. Yaşasın ‘ğ’ harfi; kahrolmasın ama bitsin yumuşak geler…

Ne güzel bir Cumartesi değil mi?

***

Geçtiğimiz Perşembe günü Cuma namazına gittim. O gün güzelce abdestimi aldım. Camiye giderken ezan okundu. Baktım kimse de bir telaş yok, herkes normal yürüyor. Allah allah… Ben aceleyle camiye gittim. 4 rekat sünnetti kıldım. Geriye dönüp baktım caminin yarısı boş. Cuma günleri oturacak yer olmayan caminin yarısı boş. Bu işte bir tuhaflık var. Kendi kendime ‘seçim bitti diye millet cumaya gelmeyi de mi bıraktı’ dedim. Neyse sünneti kıldım, imamın hutbe vermesini bekliyorum derken bir baktım müezzin kamet getirmeye başladı. Ne oluyor arkadaş, imamın hutbeye çıkması gerekmiyor muydu falan derken telefondan tarihe baktım. Perşembe günüymüş.

***

Tanıdık insanların çok olduğu yerde özgürce hareket etme kabiliyetiniz daha çok azalıyor. Özgürlükten kastınız nedir?

Tabi çırılçıplak caddenin ortasından koşmayı kastetmiyorum. Bilmiyorum bu da özgürce gelmiyor değil…

***

Bazen ot olmak istiyorum. Bir ineğin gelip beni yemesini… Bakın ne kadar iyi niyetliyim; ot olmak isterken bile başkasını düşünüyorum.

***

Adam oturmuş, kim kazandı, niye kazandı, nasıl kazandı, kim kaybetti, nasıl kaybetti, niye kaybetti, bunun sebeplerinin sebeplerini, altında yatan şifreyi, kazananın aslında kim olduğu, kaybedenin aslında kazananın adamı olduğunu, onu, bunu, şunu derken 7 sülalesini tatile gönderip bronzlaşmanın kıymetli olduğunu ve eğer bronzlaşma diye bir tabir olmasaydı dünyanın sonunun gelebileceğini işte bunun için…

***

Onu bunu boş verin de, küçükken bizim oralarda, bilmiyorum belki başka yerlerde de vardır; birinin eli veya başka yeri kesildiği zaman küçük bir çocuk getirilip yaranın üstüne çiş yaptırılırdı. Tuzlu olduğundan mıydı yoksa başka bir sebebi mi vardı hala daha çözemedim. Daha doğrusu hiç sorgulamadım. Şimdi aklıma geldi. Neyse, kesiği tedavi etmek için nasıl üstüne idrar dökülüyorsa; günümüzde de birçok sorun karşısında kalıcı ve sağlıklı çözümler veya tedaviler uygulamak yerine üstüne küçük bir çocuğun çişini dökerek tedavi etmeye, sorunu çözmeye çalışıyoruz…

***

Ne güzel, tam da balkonda kahvaltı yapılacak bir Cumartesi. Merak etmeyin Cuma günü de cumaya gittim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık