Tekirdağ
18 Ağustos, 2026, Salı
  • DOLAR
    47.92
  • EURO
    55.52
  • ALTIN
    6769.5
  • BIST
    14.132
  • BTC
    64157.329$

ÇERKEZKÖY BELEDİYESİ'NDE ASTSUBAYLIKTAN GENERALLİĞE NASIL YÜKSELİNİR?

17 Ağustos 2026, Pazartesi 22:22

Yazının içeriğinde, Çerkezköy Belediyesindeki lise dengi mezuniyete sahip bir astsubayın, vizyonsuzluk ve torpille nasıl "generalliğe" kadar tırmandırıldığını okuyacaksınız.

NOT: Diğer belediye başkan yardımcısı Mustafa Kamburoğlu seni unuttuk sanma, Bir mimarla çaldığınız yetim hakkını Kıbrıs'ta nasıl yediğine de geleceğiz. Şimdilik konumuz Levent Yıldırım. Levent efendi sadece ben ifşa oluyorum bana haksızlık yapılıyor diye düşünmesin.

Makine İkmal Müdürlüğüne bir personel alınacak... Yıl 2016; 15 Temmuz hain darbe girişiminden sadece 2 gün önce, Belediye meclis üyeleri yakın çevrelerindeki liyakatli mimar ve mühendisleri işe sokmak için hemen kolları sıvar. Nice makine mühendisleri, pırıl pırıl inşaat mühendisleri, yetkin mimarlar, TSK bünyesinde yıllarca dirsek çürütmüş subaylar... Kimler kimler bu belediyenin kapısından umutla içeri girmek için müracaat etmiyor ki! Ama ne acıdır ki bu memleketin okumuş, alın teri dökmüş evlatlarının hiçbiri değerlendirmeye dahi alınmıyor. Sizce neden?

Tabii ki Meclis Üyemiz Taner Bahar’ın bacanağını koltuğa oturtmak için... TSK’den istifasından hemen sonra, sanki birileri tarafından adrese teslim bir şekilde işe başlatılıyor. Sizce bu sadece masum bir tesadüf mü, yoksa belediyenin kılcal damarlarına yapılan planlı bir sızma mı? Bu karanlık noktanın vicdanen ve hukuken araştırılması şarttır! 15 Temmuz kâbusundan sadece 2 gün önce istifa etmiş bir astsubay; liyakat, adalet ve hak ilkeleri çiğnenerek, arkasındaki devasa torpille göreve getiriliyor.

Yukarıda belirttiğim gibi; lise dengi bir astsubay, üstleneceği teknik ve idari sorumluluklar açısından koca bir belediyenin yükünü taşıyacak birikimden son derece yoksun. Düşünsenize; yıllarca eğitim almış mühendisler, mimarlar, tecrübeli üst rütbeli subaylar kapıda bekletilirken, ne hikmetse Taner Bahar’ın torpiliyle bacanağı Levent Yıldırım sözleşmeli personel olarak içeri buyur ediliyor.

Bir müddet çevre analizi ve piyasa çalışması derken, kurumda zemin kazanmaya başlıyor. Ama ne kazanmak! Daha önce gazetemizde yer verdiğimiz o meşhur meydan ihalesiyle adını duyuruyor. Planlama konusunda sözde tecrübe kazanan bu müdürümüz, üst düzey bir organizasyon kurguluyor ancak devletin yetim hakkını gözeten duyarlı memurlarının dik duruşu sonucu planı yarım kalıyor. Yine de pes etmiyor! O dönem Makine İkmal Müdürü olmasına ve hiçbir yasal yetkisi bulunmamasına rağmen, Fen İşleri Müdürlüğünün yetki alanındaki bir ihaleyi bağlayabilmek için kural tanımaksızın sahaya iniyor. Yanına belediyedeki diğer sözleşmeli personelleri de alarak, yasayı, kanunu ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını hiçe sayıp o meydan ihalesini istedikleri firmaya paslamayı başarıyorlar.

Gerisi tam bir skandallar zinciri... Onlarca şaibeli ihale, jet hızıyla hazırlanan doğrudan temin dosyaları ve kul hakkı üzerine inşa edilen lüks bir yaşam o gün başlatılıyor. Bu sözleşmeli personel, adrese teslim bir ihaleyi sorunsuz bitirdiği için Belediye Başkanı tarafından âdeta ödüllendiriliyor ve kadrolu memur yapılarak belediyedeki yeri perçinleniyor.

Çerkezköy Belediyesinde böyle "karanlık" planlamalara imza atan arkadaşımız hızını alamıyor; ilk iş olarak kendisine banyolu, lüks ve süit bir makam odası yaptırıyor! Soruyorum size: Mesaisi 08.00’de başlayıp 17.00’de biten bir devlet memurunun, milletin parasıyla yaptırılan banyolu süit odaya nasıl bir ihtiyacı olabilir? Tabii ki banyo yetmiyor; makam araçları, sekreterler ve daha ne şaşaalı imtiyazlar... Biz Çerkezköy halkı adına, sadece o süit odanın bu millete kaça patladığını soruyoruz! Lütfen çıkıp bu maliyeti şeffafça kamuoyuna açıklayın. Bu banyolu, saray yavrusu odalardan seçilmiş başkan yardımcılarında da var mı? Çerkezköy halkı adalet adına bunu öğrenmek istiyor!

Torpille o koltuğa kurulan bu belediye başkan yardımcısı, görevi süresince kaç tane doğrudan temin dosyası düzenlemiştir? Makine İkmal Müdürlüğündeyken, Fen İşleri Müdürlüğünün yetkisini gasp ederek kaç tane yasa dışı doğrudan temin dosyasına imza atmıştır? Ve en acısı; milletin hakkını korumakla görevli o denetleme üyesi arkadaşlar, tüm bu usulsüzlükleri kör, sağır ve dilsiz gibi izlerken bu dosyalar gözlerinden nasıl kaçmıştır?

"Astsubaylıktan general rütbesine" dedik ya sevgili okurlar... Bugün 250 bin insanın yaşadığı, her sokağında ayrı bir emekçinin alın teri olan bu koca ilçede adama sormazlar mı: Hani liyakat, hani adalet? Onca okumuş, dirsek çürütmüş yetkin mühendisi bir kenara itip böylesi karanlık bir tercihte bulunursanız ne olur?

Ben söyleyeyim size ne olur:

İşte bu liyakatsiz ve yetersiz kadronun yönetiminde Halk Ekmek Fabrikası yapım işi başladı. Daha ilk günden itibaren tam bir basiretsizlik örneği sergilendi; iş yapılırken proje apar topar değiştirildi. Çünkü inşaat alanı olarak bile bile çürük bir dolgu zemin seçilmişti! İşin başında, göz göre göre hatalı imalatla yola çıktılar. Yapılması gereken sağlam temel uygulaması yerine, yüksek perde duvarlar örüp içini doldurdular. Statik projede C35/37 kalitesinde beton öngörülmüşken, standartlar sağlanmadığı için yapılan resmî testlerde ne çıktı biliyor musunuz? C12! Evet, yanlış duymadınız... Bir tüyü bitmemiş yetimin hakkının yendiği o yapıda C12 gibi çürük bir beton kullanıldığı belgelendi!

Skandallar ve sorumsuzluklar bununla da bitmedi. "Sözde" güçlendirme yapıp çürük yapının etrafını kapatarak ayıplarını gizlemeye çalıştılar. Zamanla zemindeki beton çöktü ve fabrikanın içi tamamen çökeğe dönüştü. Merak edenler internete bakabilir; bu kepazelik yerel basında çarşaf çarşaf yayımlandı. Milyonlarca liramız heba edilerek bir firmaya adrese teslim doğrudan temin dosyaları hazırlandı.

Şimdi buraya çok iyi odaklanın! "Enjeksiyon işleri yaptık" diyerek kâğıt üzerinde para ödediler ve bu hayali parayı yüklenici firmadan talep ettiler. Ekmek fabrikasının ihalesini alan yüklenici firma bu haksızlığa dayanamayıp dava açtı. Mahkemenin atadığı bilirkişi raporlarında, o enjeksiyon işlerinin hiçbirinin YAPILMADIĞI resmen belgelendi! Rapora, skandallara ve harcanan milyonlara rağmen bu liyakatsiz kadrolar yüzünden ekmek fabrikası sil baştan yeniden tadilata alındı. Yetim hakkı bir kez daha peşkeş çekildi, belediye milyonlarca lira zarara uğratıldı! Buradan devletin namuslu savcılarına ve yetkililerine sesleniyorum: Bu vurgunu derhal araştırın!

Ha, bu arada fabrikanın çelik işleri de kime verildi dersiniz? Yine Belediye Meclis Üyesi Taner Bahar’a! "Al gülüm, ver gülüm; ben seni işe soktum, sen de bana belediyeden iş ver" şeklindeki kirli bacanak ilişkileri devreye girmiş olacak ki, bu meclis üyesi kanunen yasak olmasına rağmen bu işi usulsüzce üstlendi.

Şimdi tüm yetkili makamlara soruyorum: Ekmek fabrikasında zeminin çökmesi sonucu çok büyük bir facianın eşiğinden dönüldü. Kimsenin canına halel gelmemiş olması tamamen Allah’ın bir mucizesidir! Bu kanunsuzluğa müdahale etmeniz için illaki bir canın yitip gitmesi mi gerekiyordu? Bütün basın yazdı, çizdi; hiç kimse "Haberimiz yoktu" diyerek vicdanını aklayamaz!
Bu ihale hangi karanlık kapılar arkasında bağlandı?
Zemin emniyet gerilmesi tespiti kimin imzasıyla yapıldı?
O sakat projeyi kim çizdi?
Statik projeye neden uyulmadı?
Projedeki beton kalitesi testlerde nasıl C12 gibi çürük çıktı?
Bu memleketin parasını çöpe atanlardan kimse yargı önünde hesap vermedi mi?
Bu kadar büyük bir kamu suçu nasıl ve kimler tarafından örtbas edildi?

İhaleden sonra ekmek fabrikası için kaç tane daha gizli kapaklı doğrudan temin dosyası düzenlendi? Bu dosyaları inceleyecek Namuslu müfettişler, halının altına süpürülen belgelere çok iyi baksınlar! İhaleden sorumlu o torpilli Belediye Başkan Yardımcısı Levent Yıldırım, çelik işlerinin tamamını bacanağı Meclis Üyesi Taner Bahar’a peşkeş çekmiştir.

Bir de o yüklenici firmayla konuşmak lazım... O insanların akıbeti ne oldu? Bu kirliliğe boyun eğmedikleri için üstleri mi çizildi? Ben ekmek fabrikasının yüklenici firmasının sahibini çok iyi tanıyorum; elimde büyümüş, dürüst, namusuyla çalışan gencecik bir mühendis. Söylediklerinin her bir kelimesine kefilim! Kendisine ve emeğine nasıl büyük haksızlıklar yapıldığını, nasıl mağdur edildiğini bizzat kendi ağzından dinledim. O feryadı da ayrıca haber yapıp Çerkezköy’ün önüne koyacağız!

Bugün, internete "Çerkezköy Ekmek Fabrikası" yazdığınızda, karşınıza bu kentin kaynaklarının nasıl heba edildiğine dair utanç vesikaları çıkıyor. Biz yalan yazmıyoruz, kimseye çamur atmıyoruz; elimizdeki bilgi, belge ve gerçekleri bu kentin insanıyla paylaşıyoruz!

Şimdi buradan muhalif meclis üyesi arkadaşların vicdanına sesleniyorum:
Neden sustunuz? Bu feryadı duyarken nasıl başınızı yastığa rahat koydunuz?
Bu şaibeli dosyaları neden mercek altına almadınız? 
Yoksa önünüze ne konulduysa körü körüne imzalayıp geçtiniz mi?
Sizi elma-armut fiyatlarıyla oyalamalarına izin verirken, gözlerinizin önündeki bu büyük vurgunları —en masumane ifadeyle— nasıl görmezden geldiniz?
Elinize tutuşturulan onlarca belgeyi neden yetkili makamlara taşımadınız?
Belli ki kurulu sisteme ve belediye başkanına zeval gelmesin diye sessizliğe büründünüz... Yoksa sizler de mi o çarkın bir parçası oldunuz?
Bu dosyaların derinliklerine indikçe görüyorum ki, şaibeli belediye başkanıyla yapılan siyasi transfer pazarlıklarının tohumları meğer o günlerde atılmış! Ey meclis üyeleri, yoksa sizler de mi bal tutup parmağınızı yaladınız? Duruşunu bozmayan, milletin hakkını öz evladı gibi koruyan dürüst meclis üyelerimizi bu sitemden tenzih ediyorum.

Ama unutmayın! Yarın öbür gün bu liyakatsiz yapı hepinizin ayağına dolanacak; bu tüyü bitmemiş yetimlerin vebali yakanıza yapışacak!
Gelin, geç olmadan bu düzmece ihaleleri, bu talanı araştırın. Bu millet size o yetkiyi oturun diye değil, hakkını koruyun diye verdi!
Gidin, nüfusu 5 bini geçmeyen küçücük belde belediyelerinin dimdik, kapak kapak denetleme raporlarına bakın... Bir de dönün, nüfusu 250 bini aşmış koca Çerkezköy’ün 2 sayfayı bile dolduramayan, içi boşaltılmış denetleme raporlarına bakın ve utanın! Ne diyelim, Allah bildiği gibi yapsın! Yetim hakkına göz dikenleri, bu halkın parasını çarçur edenleri önce Allah’a, sonra da Çerkezköy kamuoyunun şaşmaz vicdanına havale ediyoruz. Takdir de, hüküm de Çerkezköylü hemşerilerimizindir!

Bir kez daha haykırıyorum: Biz yalan yazmıyoruz, kimseye iftira atmıyoruz!
İftira atanın da, yalan haberle çamur sıçratanın da Allah belasını versin!
Ama Çerkezköy Belediyesinin kaynaklarını kendi öz malı gibi yağmalayanların; fakirin, fukaranın, garip gurebanın, yetimin boğazından geçen her kuruşta gözü olanların da Allah belasını versin!

Birileri bu feryadı duyana, adalet yerini bulana kadar yazmaya, anlatmaya ve gerçeği yüzlerinize vurmaya devam edeceğiz! Masamıza o kadar çok usulsüzlük, o kadar çok yolsuzluk dosyası yağıyor ki...
Ama emin olun, her birini ilmek ilmek, santim santim inceliyoruz. Daha çeyrek finalde bile değiliz; finalde o büyük vurgunları, o turpun büyüğünü teker teker önünüze koyacağız!
Bize inanan, bu kentin geleceği için canı pahasına bilgi ve belge taşıyan o yürekli dostlarımıza da şükranlarımı sunuyorum; onların hakkı ve cesareti bizim şerefimizdir. Çerkezköy’e en büyük hizmeti işte bu isimsiz kahramanlar veriyor.
Bu kentteki hırsızları, arsızları tek tek ifşa edene kadar; boğazlarından aşağı geçen o haram lokmaları midelerinden söküp alana kadar ölmek var, dönmek yok! Yazmaya devam edeceğiz!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum