OPTİMED TEMMUZ
Tekirdağ
25 Haziran, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    46.51
  • EURO
    52.92
  • ALTIN
    6094.7
  • BIST
    14.54
  • BTC
    62799.137$

HİÇBİR ŞEYE BENZEMEZ; HALKINI SATANIN KORKUSU!

24 Haziran 2026, Çarşamba 23:44

Başlık Nazım Hikmet RAN ın KORKUYOR şiirinden alıntı yapılmıştır.

     19.06.23 akşamı Sözcü TV de yayınlanan K. K ile yapılan röportajı hayretle izledim. Hiçbir siyasetçinin bu duruma düştüğüne şahit olmak istemezdim, yazık ki oldum. On üç yıl CHP de genel başkanlık yapan birine yakışmayan bir röportajdı. Söyledikleri baştan sona çelişkilerle doluydu. Tam bir vefasızlık örneğiydi. Partide yaşanan olumsuzlukları birlikte görev yaptığı arkadaşlarına yıkarak kedini “aklama-paklama” arayışına girdi. İzleyenlerin kanaatlerini bilemem ancak ağzından çıkan tek bir kelime bile “butlan” konusunda beni ikna etmedi. Röportaj, parti üye ve delegeleri ile seçmenleri ikna etmeye yönelik propaganda amacıyla verilmiş. Cevaplar; doğruluğu tartışılır, eksik, propaganda amaçlıydı. Genel merkezinin polis zoruyla basılmasından, orada bulunan vekillerin, yöneticilerin, gaza maruz kalmasından, plastik mermiyle yaralanmasından, ortalığın savaş alanına dönmesinden haberim yoktu dedi. Oysa, operasyon sırasında muhabirlerinin sorusu üzerine parti sözcüsü M. Sarı her şeyin K.K bilgisi dâhilin de yapıldığını savaş kazanmış kumandan edasıyla açıkladı. Biri yalan söylüyor da kim.  

     K.K mahallelerden başlayarak delege seçimlerinin 4-5 aylık bir sürede tamamlandıktan sonra olağan kurultayın yapılabileceğini açıkladı. Kimse boş hayallere kapılmasın “butlan” genel başkan CHP ni sahipleniyor ve onu kimseyle paylaşmayı düşünmüyor. Delege seçimleri nedir, nasıl yapılır konu hakkında azda olsa bilgi sahibi olanlar bilir. Bu çalışma aşağı yukarı siyasi partilerin tümünde masa başında yapılır. Dolayısıyla delege seçimleri falan partide başlayan tasfiye sürecini tamamlamaktan başka bir işe yaramaz. Zaten “Butlan” ın çözüm falan aradığı yok. Tek hedef tasfiyeleri tamamlayarak partiyi tümüyle ele geçirmektir. Ben röportajda en çok K.K nun kurultayda tüzük değişecek, bundan sonra bütün adayların ön seçimle belirleneceğini açıklamasına hayret ettim. Çünkü K.K bu açıklamayı ilk defa yapmıyor. 13.04. 2023, tarihli gazetemizde yayımlanan  “Millet ve Milletvekilleri (6)“ başlıklı yazımda bu açıklamayı değerlendirmiştim. (kaynak linki:https://www.cerkezkoyekspres.com /makale /millet-ve-milletvekilleri-6-365)

      Bu yazıdan küçük bir kesit alarak o gün neler demişim hatırlamaya çalışalım: “CHP genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU 22 Nisan 2011 tarihinde CHP genel merkezinde yapılan seçim bildirgesi ve aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada UMUYORUM Kİ ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERDE BÜTÜN ADAYLARIMIZ ÖN SEÇİMLE GELECEK, BUNUN ÇALIŞMASINI YAPACAĞIZ.” Vaadinde bulunmuştu. Sene 2026 oldu, adaylar hala genel merkezin tespit ettiği komisyonların değerlendirmesi ve parti yetkili kurulları ile genel başkan onayı ile belirlenmeye devam ediyor. CHP “Butlan” genel başkanı da adayların bundan sonra ön seçimle belirleneceğini vaat ediyor. Bu kadarını yapmasaydın bari be K.K
 Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın. Yakışmadı diyeceğim ama aslında sen tamda buymuşsun. Yazık, sana inandım ve oy için sana referans verdim, pişmanım. Okurların her birinden özür diliyorum.

     Amacını gizlemek için olağan kurultay yapılacağını açıklayarak yine insanları oyalayıp kandırmaya çalışıyorsun. Bu fikri sana kim verdiyse ondan ve fikirlerinden bir an önce kurtulmaya bak. Çünkü TV röportajında sorular karşısında defalarca verdiğin “bilmiyorum” cevabı röportajı bir komedi dizisine çevirdi. Bilmiyorsan, nasıl ve neden aldığını açıklayamadığın o görevi hemen bırakmanı öneriyorum. Bak şimdi: Al eline 2820 sayılı SİYASİ PARTİLER KANUNU, aç şimdi 14.Maddeyi bak orada Kurultay (BÜYÜK KONGRE) ilgili olarak ne diyor. Madde 14 (Değişik: 28/3/1986 - 3270/3 md.) Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz.Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır. Gördün, anladın mı? Tekrar olacak ama tekrarda fayda var. Bak orada olağan kurultayların en erken iki yılda en geç te üç yılda yapılma zorunluluğunu görüyorsun değil mi? CHP son olağan kurultayını ne zaman yaptı? 2025 te  yaptı. O halde CHP 2027 den önce olağan kurultay yapamaz. E, hani dört- beş ay sonra olağan kurultay yaparız diyordun nasıl olacak şimdi? Yine ben anlamam öyle söylediler mi diyeceksin yoksa!

      K.K 2023 kurultayı 1.turunda seçimi kaybettiği belli olduğu zaman seçimden çekileceği söylentileri duyulmaya başlandı. O sırada salonda bulunan bir kişinin bütün sesleri bastıran bir ses tonuyla kendisine bağırarak “hayır, izin vermiyorum, çekilemezsin, izin vermiyorum “ dediği duyuldu. TV den canlı olarak izliyordum, duyduklarıma inanamadım, şok oldum. Cumhurbaşkanı olmasını istediğim bir kişinin haline bakar mısınız? Kaybettiği belli olan seçimin 2.turuna katılmadan çekilme kararını bile kendi iradesiyle veremiyor. Tipik bir edilgen bürokrat davranışı. Emir almaya alışmış. Böyle bir kişinin Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi için oy vererek katkı verdiğim bir tarafa, bana inanan insanlara da o kişi için referans vermiştim. Aklıma geldikçe nasıl yanıldım böyle diye inanamıyorum. Haram olsun!

     K.K TV röportajında kullandığı bazı cümlelerden kendisinin ancak “butlan“ kararı olursa partinin başına gelmeyi kabul edeceğini ve bu isteğini ziyaretine gelen kişilerle paylaştığını da öğrendik. Sonrasında “butlan” kararıyla ilgili olarak arka kapı diplomasisi yapıldığını falan bilmediğini, istinaf mahkemesinin okullarda ders olarak okutulacak çok güzel bir emsal karar aldığını da açıkladı. Röportajın bu kısmını analiz etmeye gerek görmüyorum. Bu kısma en güzel analizi okurların kendilerinin yapacağına inanıyorum. Aklanma, paklanma hikâyesine de girmeden olmaz. Belli ki partide on üç yıllık genel başkanlık yaparak ayrıldıktan sonra biranda belediye başkanlarının aklına yolsuzluk yapmak gelmiş ve hepsi birden yolsuzluk yapmışlar. K.K döneminde hiçbir şey olmamış, hiçbir şey duyulmamış gibi davranıyor. Devam eden yolsuzluk davaları dosyalarını okumamış, duruşmaları izlememiş, etkin pişmanlıktan faydalanan iftiracıların yalan olduğu tüm açıklığı ile ortaya çıkan ifadelerini geri çekmelerine rağmen, bu davalar siyasi değil nasıl diyebiliyor, anlamıyorum.

    İnsan birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarına, yoldaşlarına atılan iftiraları araştırmadan, sessiz kalarak gerçek kabul eder mi? İnsan; ilişkilerini Baba- Oğul gibiyiz diye tarif ettiği yoldaşlarını iftiralara kanarak bir çırpıda hırsız ilan eder, siler mi? Yarın bir gün bu iftiralardan mağdur olmuş yoldaşıyla veya ailesiyle karşılaşmaktan korkmaz, yüzlerine nasıl bakarım diye düşünmez mi? İnsan silahtan, bombadan falan korkmaz ama bile isteye iftiralara alet olarak yoldaşlarını satar, onlara ve ailelerine acı çektirirse korkar! Korkmalı da! K.K son sözüm olsun: İftirayla tutuklanarak on altı aydır dört duvar arasında hakkında henüz iddianame bile olmadan yatan insanlarla empati yapmayı deneyebilir misin? Veya çocuklarıyla karşılaştığında o masumların gözlerine bakabilir misin? Denemek için o kundakta senden habersiz ssk lı yapılan torunu karşına al aynı şey onun başına gelse ne yapacağını sor bakalım! Sor ama cevabını gözlerine bakarak dinle. Torunun yaşındaki on milyonların kurtuluş hayallerini nasıl yıktığını anlayabildin mi? Bu kin, nefret kime ve neden? Gittiğin yolun nasıl çıkmaz yol olduğunu, meydanlarda kuru soğana muhtaç Halkın verdiği tepkiden anla artık! Bu kibirle imkânsız ya neyse…

Şimdi Halk şairi Nazım HİKMET in mısralarına dönelim. Usta korkuyu; okullarda, kitaplarda ders konusu olacak ve anlatılacak kadar güzel tarif etmiş. Tabi ki yaşayan ve anlayabilenlere. ”Hiçbir şeye benzemez; halkını satanın korkusu!”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum