Sayın Nurettin AKIN a açık CEVAP
25 Ağustos 2026, Salı 17:00Çerkezköy Ekspres Gazetesinde yayımlanan Çerkezköy Belediyesindeki “Yolsuzluk İddialarına” yönelik görüşlerimi açıklamak için yapılan çağrıya cevap olarak; tecrübeme dayanan bildiklerimi aktarabilmek amacıyla kamuoyu ile cevabımı paylaşmak istiyorum.
Öncelikle Çerkezköy Belediyesinde yasalara uygun olmadan yapıldığına inanılan iş ve işlemler hakkında Halkı aydınlatma çabaları için başta Sayın Nurettin AKIN olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çerkezköy Ekspres ve Çerkezköy Haber gazetelerinde yazdığım yazılarda yolsuzluklar konusunda görüşlerimi sık olarak dile getirdim, devam ediyorum. Çok yalnız kaldığım için yazık ki yolsuzlukların ortaya çıkarılması, yapanların hak ettiği cezayı alması konusunda örnek olacak bir sonuca da yaklaşmıştım ancak olmadı: Aflar, suç vasfının değişme yorumları, karar ertelemeleri, en sonunda zaman aşımları nedenleriyle başaramadım. Takip eden okurlar ve hemşerilerim şahittir. Yapılacak fikri takip sonunda hemşerilerimizin “yolsuzluk iddialarına” hiç olmazsa bundan sonra daha duyarlı davranarak, “başkan hemşerim, yaparsa hemşerim yapsın” veya “benim partim zarar görmesin” diyerek gerçeklere sırt dönme, belediye imkânıyla zenginleşmeye göz yumma gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçilirse yolsuzluklarla mücadelede önemli bir adım atılmış olur.
Önceki yazılarımda da dile getirdim. Yaşanan gerçekler bize yolsuzluk ve hırsızlıklardan sadece yasal düzenlemelerle kurtulamayacağımızı göstermiştir. Sorun ahlak sorunudur. Sadece yasalar değiştirilerek bu sorun çözülmez. Mücadeleye bütün toplum katılır, yolsuzluk yapanlar toplumdan dışlanarak cezalandırılabilirse kamu malının yağmalanmasında caydırıcılık sağlanabilir. Daha sonra ihtiyaç duyulan uygun yasal düzenlemeler yapılarak istenen sonuca, temiz ellere ulaşma imkânı olabilir. Önümüzde zor ve uzun bir yol olduğunu bilmek ve ona hazır olmak gerekir. Kısa bir dönemde değil ama gelecek kuşakların bu belaların üstesinden geleceğine inanıyorum. Asla pes etmeden, hırsızlarla, imar ve ihale Rantçısı haramilerle mücadeleden vazgeçmemek gerekir. Bütün dünya “temiz eller” operasyonlarını böyle başarmış, biz de mutlaka başarmak zorundayız başka yolu yok.
2001 ekonomi krizinden sonra bütçedeki kara deliklerin kapanması amacıyla 2886 sayılı Eski Devlet İhale Kanunu ( sadece devletin taşınmaz mallarının satışı, kiraya verilmesi, trampa edilmesi ve mülkiyetteki diğer sınırlı işlemler gibi belirli özel durumlarda sınırlı olarak uygulanmaya devam etmektedir) yerine, yolsuzlukları önlemek, kaynaklarının, verimli, şeffaf ve ekonomik kullanılmasını sağlamak, rekabeti ve eşit muameleyi garantilemek amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çıkarıldı. Bu kanun, eski düzenlemelerin yetersiz kalması ve Avrupa Birliği uyum süreçleri doğrultusunda yolsuzlukları önlemek için modern bir sistem kurma hedefiyle 2002 yılında yürürlüğe girdi. Kanun, yürürlüğe girdiği günden bu yana yaklaşık 190 kez den fazla değiştirilerek en çok değişikliğe uğrayan mevzuatların başında gelmektedir. Kamu ihale kanunu kapsamına giren kurumlar içinde belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar da sayıldığı için Belediyeler, bütçelerinden ödedikleri tüm mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerini 4734 sayılı kamu ihale kanununa göre yapmak zorundadırlar. Aksine davranıldığı tespit edildiği takdirde yetkililer hakkında yasal işlem yapılır.
Gazetemizde yayımlanan iddiada: Bir belediye meclis üyesinin kardeşinin ihtisası olmadığı alanlarda Belediye araçlarına bakım yaparak fatura kestiği tespit edildiği için usulsüzlük olduğu iddiasıyla gereğini yapmak için yetkililer görevlerini yapmaya çağırılmıştır. Öncelikle Belediye Meclis üyesinin kardeşinin Belediyeye iş yapma yasağı olup olmadığına açıklık getirmek gerekir. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu (Madde 11) meclis üyelerinin akrabalarıyla ilgili net sınırlar çizer: Kanun; ihale yetkililerinin, ihale komisyonundaki görevlilerin ve belediye başkanının anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerinin ihaleye girmesini kesin olarak yasaklar. Eğer öz kardeşin yaptığı iş veya kestiği fatura arka planda meclis üyesine bir "dolaylı menfaat" sağlıyorsa (örneğin; iş yapılan şirket kağıt üzerinde kardeşin görünmesine rağmen gizli ortağı meclis üyesiyse), bu durum kanuna aykırıdır. Kardeşin şirketi tamamen kendisine aitse, meclis üyesinin şirkette hiçbir hissesi, imza yetkisi veya mali bağı bulunmuyorsa yasal bir engel yoktur.
Eğer o belediye meclis üyesi, aynı zamanda o yıl için Belediye Encümeni olarak seçilmişse iş değişir. Encümen, belediyenin ihale komisyonu işlevini gördüğü için encümen üyesinin öz kardeşi hiçbir şekilde belediyeden ihale alamaz, doğrudan teminle bile fatura kesemez. Eğer yapılan iş, meclis üyesinin görev aldığı bir ihtisas komisyonunun (örneğin İmar Komisyonu, Plan Bütçe Komisyonu) onayından geçen veya o meclis üyesinin denetlemekle yükümlü olduğu bir harcama birimini ilgilendiriyorsa, "çıkar çatışması" ve "kamu etiği ihlali" oluşur.
SONUÇ; Meclis üyesinin kardeşinin belediyeye iş yapması ticari ve hukuki olarak serbesttir. Ancak Sayıştay denetimlerinde veya siyasi alanda "akraba kayırmacılığı (nepotizm)" iddialarına yol açmamak adına bu tür alımların piyasa fiyatlarına uygun, şeffaf ve tamamen açık ihale usulleriyle yapılmış olması kritik önem taşır.
Açıklanmaya çalışıldığı gibi yolsuzluklar önlenmesi Halk desteği olmadan zor olur. Halk bilinçlenerek Belediyelerde ne, nerede, ne zaman olmuş takip edilerek haberleri olmayanlar uyarılır ve kitlesel bir tepki verilirse yolsuzluklar biter demek zordur ama mutlaka azalır. Bu konuda daha önce de yazdım “KENT KONSEYLERİ” mutlaka devreye girmeli, belediye bütçesinden israflara veya tespit edilmişse yolsuzluklara izin verilmemeli, Halk toplantılar yapılarak mutlaka bilgilendirilmelidir. Kent Konseyleri 5393 sayılı belediye kanunda yer aldı, ancak kuruluş amacına yönelik kullanıldığına pek şahit olamadım. Asıl amaç ikinci bir belediye meclisi gibi çalışması, oy yetkisi olmasa da belediye meclisine öneride bulunması, burada alınan kararların geniş Halk kitlelerine ulaştırarak bilgi sahibi olmalarının sağlanmasıdır. Zaten böyle çalıştırılabilseler Kent Konseyleri yolsuzlukların hiç olmazsa azalmasını da sağlayabilirlerdi.
SON SÖZ: Yolsuzluklardan kurtulmak istiyorsak, hiç vakit kaybetmeden 2003 yılında 10 gün yürürlükte kaldıktan sonra TBMM kararıyla yürürlükten kaldırılan “ MALİ MİLAD VE NEREDEN BULDUN “ yasasının hiç vakit kaybetmeden TBMM kararıyla tekrar yürürlüğe konması gerekir.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum