OPTİMED
Tekirdağ
11 Haziran, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    46.14
  • EURO
    53.38
  • ALTIN
    6241.3
  • BIST
    13.742
  • BTC
    61300.192$

SIFIRLAYIN!

11 Haziran 2026, Perşembe 02:54

CHP de butlan kararından sonra atanmış sözde genel başkan ile MYK ve PM üyelerinin görevlerine geri dönmesiyle başlayan kargaşa, hatta kaos devam ediyor. Arabulucular ve avukatların yaptığı toplantılar, umutla beklenen sonucu sağlayamadı. Seçilmiş ve atanmışlar amaçlarına ulaşmak için karşılıklı hamleler yaparak planlarının sonucunu almaya çalışıyorlar. Lafı uzatmaya hiç gerek yok, partiyi ele geçirmeye çalışıyorlar. Halk kuru soğana muhtaçmış, pazar artıklarını toplayarak çocuklarına götürüyormuş, umurlarında mı? Bugüne kadar yapılan hiçbir hamle partide yaşanan kargaşayı çözmeye yetmedi, inatlaşama devam ediyor. Butlan kararı, atanmış yönetimi delegenin vermediği bir yetkiye kavuşturduğu için, partide istedikleri değişimi, dönüşümü yapma amacını artık gizlemeye bile pek gerek görmüyorlar.

   Eski delegeler ile kurultay yapılırsa aynı sonucun alınacağını tahmin ediyor ve üyeliklerin yenilenerek delege seçimi yaptıktan sonra kurultaya gitmeyi hedefliyorlar. Seçilmiş yönetim ise ( haklı olarak) yaklaşan seçime yönelik çalışmaların yavaşlaması hatta durmasını önlemek için kurultayın hiç vakit kaybetmeden hemen toplanmasını istiyor. Ayrıca yasaya göre zorunlu olan kurultay yapma süresi geçeceği için seçime katılamama tehlikesini hatırlatıyorlar. Atanmışlar mücbir sebep diyerek mazeret üretmeye çalışıyorlar unutulmasın butlan çıkmaz deniyordu ne oldu? Seçilmiş yönetim kurultay için tüzükte yazan asgari delege imzasının çok fazlasını toplayarak talebi pekiştiriyor. CHP, PM yazı yazıldığı tarihte henüz toplanamadığı için atanmış sözde genel başkanın imzalar karşısında nasıl bir tutum takınacağını bilemiyoruz. Oysa siyasilerin sıkıştığı zaman referans verdiği batı demokrasilerinde üye veya delegenin imza çoğunluğu ile talebi olduğu zaman, yöneticilere tercih yapma hakkı tanınmamaktadır.

    Bizdeki uygulamada ise siyasi parti yöneticileri, üye ve delegeyi adeta kapı kulu gibi görüyor, onlara hiçbir yetki tanınmıyor. Sadece kanun gereği yapılması gereken ilçe ile il kongre seçimlerinde belirledikleri yöneticileri seçtiriyorlar. Aynı şekilde kendi sıraladıkları adaylara mecbur ederek vekilleri ve belediye başkanları ile meclis üyeleri seçimlerini organize ediyorlar. İşte bu düzene kendileri her ne kadar karşı çıksa da literatürde lider sultası deniyor. Bu düzen ülkemizde yazık ki hemen tüm siyasi partilerde aynen uygulanıyor. Demokrasimizin çağdaş ülkelerdeki demokrasilere benzememesinin temel nedeni de budur işte.

    Parti yönetimleri sıkıştığı zaman destek için üyeler ile delegeleri ve seçmenleri desteğe çağırırlar ama onlara kendi yöneticilerini seçme hakkı bile vermezler. Kendilerini partinin sahibi olarak görürler, üyeler ve delegelerin partiyi sahiplenerek yaptıklarını beğenmezlerse kendilerini seçimle görevden düşürmesinden korkarlar. CHP de yaşanan butlan kavgası tamamen bundan ibarettir. Atanmış sözde genel başkan tek başına belirlediği cumhurbaşkanı adayı için üye ve delegeyi geçtim, seçmenlere bile beğenseniz de beğenmeseniz de adayı ben belirledim siz tıpış, tıpış gidip oy vereceksiniz demedi mi? Etkilemeyi bırakın, seçmeni kendi tercihine mecbur bırakmadı mı? Bakmayın şimdi “kurultayda delegenin oy kullanmasını etkilediler” yakınmalarına. Tıpış, tıpış oy vereceksiniz derken ne yaptı peki?   Atanmış sözde genel başkana kaybettiği kurultayda yandaşlarından birinin bağırarak “hayır izin vermiyorum çekilmeyeceksin” dediğini televizyonlarda canlı yayında duymadık mı? O an inanamadım ve kendi kendime ”iyi ki bununla seçimi kazanmamışız” dedim. Cumhurbaşkanı seçilseymiş kendisi hiçbir konuda karar veremeyecek, birilerinin emrini uygulayacakmış!

    Lider sultasından kurtulmak için vekil adaylarını üyeler kendi seçmeli ve vekillik iki dönemle sınırlandırılmalıdır. Vekiller İki dönemden sonra asıl mesleklerine dönerek bu fakir Halkın sırtından inmeyi düşünmelidir. Zaten iki yıl vekillikten sonra emekli vekil maaşını da hak ediyorlar. Ama alışmışlar yattıkları yerden para kazanmaya, zaten butlan kavgasını çıkartanlar, ateşe benzin dökenler, gelecek dönem vekil sıralamasında kendine yer bulamayacağını anlayanlardır. Ayıptır, yazıktır, günahtır, inin artık bu fakir Halkın sırtından.

   Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Son sözüm CHP nin atanmış sözde yöneticilerine olsun. Samimiyseniz, önerilen tüm üyelerin katılarak oy kullanacağı seçimden kaçmayın. Var mısınız? Kalıcı bir iz bırakmak istiyorsanız, Kurultay delegelerini SIFIRLAYIN! Yapacağınıztüzük değişikliği ile tüm üyeler; üyelik ve kimlik kartı ile oy kullanarak kurultayda genel başkan seçsin. Tüzük değişikliği yapmayı başarırsanız, bundan sonra seçimle gelinecek bütün görevlere adayı doğrudan üyeler seçsin. Biliyorum yapamayacaksınız, çünkü sizde o yürek yok. “İzin vermiyorum çekilemezsin” diyen bir yandaşın vesayetinde, aldığı emri yerine getiren sözde genel başkan ancak emir alır. Ve sadece onu yapar…

Yazıyı  Ataol BEHRAMOĞLU nun “NE ÇOK HAİN” şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.

Hayır, belki de değişmediniz,

 Aslınız belki de buydu sizin.

Sadece zamana ayak uydurdunuz,

Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.

Sonra neyseniz o oldunuz.

Asıl kimliğinizi buldunuz,

Uşağı oldunuz zalimin.

Ne çok hain

Kimliksizler, omurgasızlar,

Hedefisiniz şimdi lanetin.

Ne hizmetinde olduğunuz iktidar,

Ne sahte parıltısı şöhretin,

Kurtaramayacak sizi bu lanetten.

Halkın içinde yükselen nefretten

Artık hiç değilse susmayı deneyin.

Ne çok hain

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum