SÖZ KONUSU TÜZÜKSE…
04 Ağustos 2026, Salı 17:42Siyasi partilerde seçimle göreve gelecek adayların belirlenmesi için tüm üyelerin oy kullanacağı yargı gözetiminde ön seçim yapılması gerektiğini savunuyor, gündemde tutmaya çalışıyorum. Hafta sonunda YENİ PARTİ tüzüğünü inceleme imkânım oldu. Ö.ÖZEL in KK na meydan okumasını hatırladım ve ilk olarak aday belirleme yöntemine baktım. Ö.ÖZEL tüm üyelerin katılacağı seçim için oyların % 90 nı almazsam çekileceğim diye meydan okumuştu. Siyasi hayatımda ilk kez duyduğum bir meydan okumaydı, KK cevap bile veremedi. Buradan yola çıkarak beklentim, adayların yargı gözetiminde ön seçimle belirleneceğinin tüzüğe yazılmasıydı. Ancak tüzükte beklediğim değişikliğin olmadığını gördüm. Aday tercihinde son karar yine P.M ne bırakılmış. Öyle olacaksa adayların tüm üyelerin oy kullanacağı yargı gözetiminde ön seçimle belirleneceği umudu neden verildi? Üyelerde böyle bir beklenti de yoktu. Zaten genel başkan ve merkez yönetimi ne derse tıpış, tıpış gidip yapmıyorlar mı?
Tüzükte değişim olacaksa aday belirleme yönteminde yapılacak değişiklikten başlanmalıydı. Bu ceylan derisi koltuklarda ne var ki oturan bir daha kalkmak istemiyor, değişikliği engellemek için el birliği ile her tedbiri almaktan çekinmiyorlar anlamıyorum doğrusu. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse; Millet, vekili kendi belirleyebilmelidir. Millet genel merkezin belirlediği adaya oy vermek zorunda kalırsa vekil, Milletin vekili değil, genel merkezin vekili olmaz mı? O durumda egemenlik kimin oluyor? Sağ partilere hâkim olan lider sultası düzenini anlıyorum da sol partilerde aynı düzen nasıl hâkim oluyor anlamıyorum. Halk arasında dillendirildiği gibi “at izi ile it izi karışmış” durumda. Kimin ideolojisi nedir daha doğrusu hangi partinin ideolojisi neyi savunur, hangi partide hangi ideolojiyi savunanlar toplanmış tamamen karışmış durumda. Nelere şahit oluyoruz. Siz hiç TIR filosu sahibi solcu bir milletvekili gördünüz, duydunuz mu? Varmış işte, bize bunu da gösterdiler, yaşattılar!
Şunu düşünmek lazım: Bu filo sahibi ile çalıştırdığı emekçiler arasında bir çıkar çatışması olursa, filo sahibi mecliste el kaldırmak zorunda kaldığında hangi taraf için el kaldıracaktır? Düşünmeyin, onun tarafı bellidir. Oysa gelir dağılımının bu kadar bozulduğu, işsizlik, yoksulluk olan bir ülkenin ihtiyacı kesinlikle gerçek sol ideolojiye inanan vekillerdir. Tabandan gelen, işçi sınıfıyla, sendikalarla kol kola, omuz omuza olan sol ideolojiyi içselleştirmiş vekillerdir. İhale ve imar rantı yaratıp paylaşan kendi ve yandaşları için çalışan, iş takibi yapan vekiller değil. Halkın beklediği; proje üreterek sadece ülkenin kalkınması halkın refahını düşünen vekillerden oluşan gerçek bir sol parti iktidarıdır. Çünkü Halkın yüzü ancak o zaman gülecektir. Halka umut olacağı yerde butlanla, dedikoduyla kumpasla daha düne kadar yol arkadaşlığı yaptığı kişileri iftiralarla yıpratarak yok etmeye çalışanlar solcu falan değildir.
Kendisini her şeyin üstünde gören seçiciler yüzünden siyaset bu hale gelmiştir. Bir kez daha denize düşüp yılana sarılmamak için sol, Halkla birlikte mutlaka bir alternatif yaratmalıdır. Halk çok yoruldu. Sol siyasilerin çekişme görüntüleriyle; Halkın umudunu yok etmeye çalışıyorlar. Oysa umut soldadır. Ama gerçek sol da. Gerçek sol düzgün ahlak, dürüstlük, yoldaşlık, dostluk ve güvendir. Böyle insanlar var mı? Var tabi ki. Ama önlerinde aday belirlemeden başlayan engeller de var işte. Solcu olmayan Çakallar partide genel başkana yalaklık yaparak kendilerini seçici heyete atıyor ve listede hem kendilerine hem kendi gibi olanlara seçilecek sıradan yer buluyorlar. CHP bundan bölünmedi mi?
Bakın şimdi Halka kendi adayını belirleme yetkisi verilmezse seçici Çakallar neler yapıyor: Beş yıl ilçe belediye başkanlığı yapan adayı parası yok diyerek liste dışında bırakıyorlar. Kimse çıkıp ”ne oluyor, adamın bir yolsuzluğu, hırsızlığı, mahkemesi yok. Siz ne arıyorsunuz? Çalan, yolsuzluk yapan parası olan bir aday mı, ya da namusuyla çalışan, çalmayan, yolsuzluk yapmayan bir aday mı arıyorsunuz? Diye soramıyor. Oysa Halka kendi adayını belirleme yetkisi verilse, “ dürüstler yetkisiz, yetkililer hırsız” kısır döngüsünü kırmak mümkün olur. Tek başına sol iktidar bu kısır döngüyü kırar. Parçalanma, bölünme olmazsa tek başına Sol iktidar da olur. YENİ Parti ve CHP yönetimlerinin geç olmadan bunun farkına varmaları gerekir. Ayrıca her an baskın seçim olasılığı da sürpriz olmamalıdır.
Yazıyı söz verdiğim gibi Uğur MUMCU nun “SESLENİŞ” şiirinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.
Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.
Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.
İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük.
Adana'da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum