YETER ARTIK BİZİM FAİK, YETER BE KARDEŞİM!
17 Haziran 2026, Çarşamba 20:14
Yazıya başlarken yanlış yorumlamaması için kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Okurların bildiği gibi 28 Mayıs 23 seçim hezimetinden sonra yaptığım eleştirilerde, vekilin adını yazılarımda bizim Faik olarak kullanacağımı açıklamıştım. Kendisiyle tanışıklığımız, samimiyetimiz, muhabbetimiz, bir bardak olsun çay içmişliğimiz yoktur. Aynı siyasi parti çatısı altında siyaset yapmadık, aynı ideolojiyi de paylaşmıyoruz. Yani; yazılanların parti içi butlan çekişmesiyle hiçbir ilgisi yoktur, kavga tarafı değilim.
CHP de yaşanan “butlan” krizi beklentilerin ötesinde her geçen gün daha çok kızışarak, çirkinleşerek devam ediyor. Her akşam TV lerde ateşe benzin döken bazı yandaş konuşmacılar yangını büyütmek için yalanı, yanlışı bırakın, masumiyet karinesini de yok sayarak büyük bir çaba gösteriyorlar. Halkın umudunu tümden yok etmeye çalışıyorlar. Mayıs 23 hezimeti sonrası ülkemizde değişim zamanının gelip geçtiğini, değişimin kendiliğinden olmayacağını mutlaka herkesin bir şeyler yapması gerektiğine inandığımı okurlarla paylaşmıştım. Okurlara karşı taşıdığım sorumluluk ve gündem gereği Çerkezköy seçmenini uyarmak amacıyla HAZİRAN 23 te gazetemizde yayımlanan (YETER FAİK ÖZTRAK YETER!) başlıklı yazı dizisinden derlediğim görüş ve düşüncelerimden bazı kesitleri tekrar paylaşmak istiyorum.
On dokuz yıldır Tekirdağ milletvekili olarak TBMM de görev yapan bizim Faik butlan kararından sonra yaptığı basın toplantısında CHP nin seçilmiş genel başkanı Özgür ÖZEL i ”makamlarından bir türlü vazgeçemeyenler” olarak eleştirdi. Bizim Faik in dedesi 7 dönem, babası 3 dönem, kendi de 6 dönem vekil olarak görev yapmıştır. Buna rağmen Ö. ÖZEL i makamlarından bir türlü vazgeçmeyen olarak nasıl tanımlar anlaşılır gibi değildir. Millet olarak Saltanatı 1921 yılında Cumhuriyet bile ilan edilmeden önce kaldırdığımızı biliyoruz. Ancak altı dönemdir Tekirdağ Milletvekili olan bizim Faik sayesinde bazı aileler için saltanatın örtülü olarak ta olsa devam ettiğini de öğrenmiş olduk.
Bizim Faik; yeter artık, hakikatten yeter. Onurunla çekilmesini bil. Tekirdağ CHP seçmeni aile olarak size hak ettiğinizden çok fazlasını vermiş. Ama siz doymak bilmiyorsunuz be kardeşim. Vekillikten kazandıklarınla yetinmiyor, saltanatının devam etmesini istiyorsun. Duyumlara göre kendinden sonra oğlunu da vekilliğe hazırlıyormuşsun. Bak bizim Faik; CHP Tekirdağ örgütü ailenin çiftliği, seçmenler de marabanız değil, bunu artık aklından çıkartma! Ö.ÖZEL in yaptığı “kibirli” eleştirisine yazı dizisinde dile getirdiğim gibi ben de katılıyorum. O kadar kibirlisin ki kibrinden bir kez olsun önseçime girerek seçmenden oy isteye tenezzül etmedin. Adeta mecburlar tıpış, tıpış gidip bana oy verecekler dedin.
Düşünebilir misiniz; Tekirdağ da ön seçim yapıldığı zaman bile kontenjandan liste başına yazıldı. Gazete olarak TBMM e-posta hesabına yönelttiğimiz sorulara cevap vermedi. Bunları görmezden gelirsek kibirli değil denebilir. Ama gerçek: Hayatında gördüğün en kibirli siyasetçileri say deseler; iki kişiden biri kesinlikle o dur. Çok önem verdiğim ve bir türlü cevabını öğrenemediğim soruyu bizim Faik e tekrar yönelteceğim. Ne de olsa kendisi CHP de 2018 ve 2023 milletvekili seçimlerinde aday belirleme komisyonlarında görev yaptı. Bu konuyu Millet ve Milletvekilleri (2) başlıklı yazımda irdelemiştim. Önce o yazımdan bir paragraf alıntı yapacağım; sonrada sorumu soracağım.
“ Üzerine basarak tekrar ediyorum: Siyasi partiler aday ve aday sıralamasını belirlerken adaylarda hangi özellikleri arıyorlar? Fiziki görüntü mü? Hitabet mi? Eğitim mi? Ahlak mı? Yaş mı? Cinsiyeti mi? Mezhep mi? Etnik köken mi? Adayların o güne kadar yaptığı iş referansları mı? Aday olmadan önce siyasi bir görevde bulunuyorsa, bu süreçte yaptıkları mı? Adayın ekonomik durumu mu? Aday yapılırsa partiye yapacağı ekonomik katkı mı? Siyasi parti genel başkanına göstereceği sadâkat mı? Siyasi partilerin milletvekili adayı belirlerken adayda aradıkları özellikler; saydıklarından hangisidir. Yoksa hiçbiri mi, o zaman bilmediğimiz başka bir özellik mi? Nedir bizim bilmediğimiz ama partilerin milletvekili adayında arayıp buldukları özellikler?”
Şimdi; bizim Faik sorum sanadır: Komisyonlarda görev yaptın. Yapılan mülakatlarda başvuru için adaylardan belirlenen ücret ve dosya parası dışında bağış istendiğine şahit oldun mu? Yani Belediye başkanı veya milletvekili adayları belirlenirken adayın partiye yaptığı bağış, tercih edilmesi için bir kriter oldu mu? Komisyon üyeleri yaptıkları mülakatta adaylardan birini öne çıkarmak için bağış yapmaya yönlendirdi mi? Rüşvet talep edildi mi? Mesela diyorum; görev yaptığın komisyonda böyle şeyler oldu mu? Halkla paylaşıldığını duymadım ama herhalde cevabı komisyondakiler biliyordur.
Bizim Faik senin de kulağına gelmiştir, merkez yoklaması ile aday belirleyen partilerde adaylardan para talep edildiğini mısırdaki sağır sultan bile duydu. Anlayamadığım bir konu da her seçim dönemi komisyonlarla ilgili böyle söylentiler yayılır ama hiçbiri ispatlanamaz. Mesela bizim Faik komisyon görevinden sonra tedbir olarak mal bildiriminde bulundu mu? Bulunduysa hemşerileriyle paylaştı mı? Önerim: 2007 bu yana her seçimden sonra devlete verdiği mal bildirimi beyanını, kendisini altı dönem meclise gönderen TEKİRDAĞ lı hemşerileriyle paylaşmasıdır. Şeffaflık diyorsa mutlaka paylaşmalıdır.
Bizim Faik yönetim sizde olmasına rağmen haram parayla alınmış diye iki minibüsü genel merkez bahçesinde sergilediniz, gerçek olmadığı, iftira olduğu ispatlanınca sözcü utanmadan sembolik olarak koyuldu gibi garip bir savunma yaptı. Buna rağmen makam araçlarının belediye parasıyla tefriş edildiğini, adaylık için rüşvet alındığını iddia ediyorsun. Kanıt: Yok., Belge: Yok., Şahit: Yok., düpedüz iftira atıyorsun. Yahu bunlarda utanma da yok be kardeşim. İnsan birlikte siyaset yaptığı kişilere iftira atar mı? İftira atılmasına yardım ve yataklık eder mi? Aday belirleme komisyonunda görev de yaptın, söyle bakalım; bütün bunlar o komisyonlarda oldu mu? Olur mu? Değer mi, yoldaşlarını yalan yanlış iftiralarla yıpratmaya, itibarsızlaştırmaya, değer mi? Ayıptır, yazıktır, günahtır yahu daha ne diyeyim?
Özgür ÖZEL in TEKİRDAĞ da birlikte sokaklara çıkalım teklifine sazan gibi atladın ama LÜLEBURGAZ mitingini görünce “ben ne yaptım” diye pişman olduğunu tahmin ediyorum. Ne derler “büyük lokma yut, büyük laf söyleme”. Yeri gelmişken onu da söylemeliyim: Ben 1990 yılından bu yana Trakya da yapılan mitinglerin %75 ni izlemişimdir. Rahmetli BÜLENT ECEVİT, D.BAYKAL, E. İNÖNÜ nün ÇORLU mitinglerini izledim. 1999 da ECEVİT in ÇORLU mitingini bugüne kadar Trakya da yapılan en kalabalık miting olarak değerlendiriyordum, ancak Özgür ÖZEL in LÜLEBURGAZ mitingi de en az o miting kadar kalabalıktı. Bizim Faik in kafası karıştı şimdi, mitingin analizini yapamaz. Kopya vereyim 1983 ve 2002 seçimleri gibi yeni bir dip dalgasına hazır olmak lazım. Kumpaslara, butlanlara, iftiralara, ihanetlere rağmen, Halk; artık yeter demiş, bir iktidar değişiminin taşlarını döşemeye başlamış gibi gözüküyor.
Bugünkü yazıyı Nazım HİKMET in Saat 21-22 şiirlerinden yaptığım alıntı ile bitiriyorum.
7 Aralık 1945
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir-köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman..



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum