Zirvede Bir Veda: Avukat Egemen Gürcün Tekirdağ Siyasetine mi Adım Atıyor?
23 Eylül 2026, Çarşamba 21:34

Bugünlerde Tekirdağ siyaset kulisleri, sivil toplum çevreleri ve kent kamuoyu adeta tek bir soruyla yatıp tek bir soruyla kalkıyor: 13 Ekim’den sonra Tekirdağ’da ne değişecek?
İki dönemdir Tekirdağ Barosu Başkanlığı görevini başarıyla sürdüren, kurumun kurumsal kimliğine ve saygınlığına önemli katkılar sunan Avukat Egemen Gürcün’ün, yaklaşan baro seçimlerinde yeniden aday olmayacağını kamuoyuna açıklaması şehirde adeta bir bomba etkisi yarattı. Belli bir makamda rüştünü ispatlamış, camianın ve kamuoyunun derin güvenini kazanmış isimlerin tam da yetkinliklerinin zirvesindeyken veda etmesi; ne siyasette ne de sivil toplum hayatında sıkça karşılaştığımız alışılagelmiş bir tablo değildir.
İşte bu sürpriz veda açıklamasının hemen ardından gelen bir gelişme ise tüm dikkatleri yeniden Tekirdağ Barosu’na ve Avukat Egemen Gürcün’ün vizyonuna kilitledi: Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen 2026 Stajyer Avukatlar Kurgusal Duruşma Yarışması Türkiye Finalleri’nde Tekirdağ Barosu, Türkiye’nin en köklü ve güçlü barolarını geride bırakarak Türkiye birincisi oldu.
Görevi bırakacağını ilan ettikten hemen sonra Baro’yu Türkiye şampiyonluğuna taşıyan böylesine büyük ve kurumsal bir başarıya liderlik edilmesi, akıllardaki soru işaretlerini bir kat daha artırıyor. Zirvedeyken gelen bu veda kararı, sıradan bir köşeye çekilme tercihi mi, yoksa çok daha büyük bir hedefin, kenti kapsayacak daha geniş bir vizyonun sessiz ve stratejik bir hazırlığı mı? Şehrin en etkili, dinamik ve birleştirici hukukçularından biri olan Avukat Egemen Gürcün, rotasını yerel veya ulusal siyasete mi çeviriyor?
Kendisi sadece mesleğinde yetkin bir avukat ve başarılı bir Baro Başkanı değil; Tekirdağ’ın sosyolojik yapısını, sokaklarını, kent dinamiklerini ve insan profilini en iyi gözlemleyen isimlerden biridir. Toplumun her kesimiyle kurduğu güçlü iletişim bağı, sorunlara yaklaşımındaki yapıcı ve çözüm odaklı tutumu göz önüne alındığında insan sormadan edemiyor: Gürcün, biriktirdiği bu güçlü kurumsal tecrübe ve toplumsal sermaye ile kente hizmet etmek üzere adımlarını siyasete doğru mu sıklaştırıyor?
Avukat Egemen Gürcün, Tekirdağ için tartışmasız kıymetli bir değerdir. Sivil toplum içerisindeki özgül ağırlığı, hukukun üstünlüğüne olan sarsılmaz bağlılığı ve kucaklayıcı duruşuyla her siyasi görüşten insanın takdirini toplamış bir isimdir. Ancak köşe yazarlığı, tam da bu tür kritik kırılma noktalarında kalemi eline almayı, görünenin ötesindekini kamuoyu adına sorgulamayı gerektirir. Ne de olsa kalem kılıçtan keskindir; bizler kentin geleceğini ilgilendiren doğruları ve kulislerde konuşulanları zamanında yazmazsak, hem mesleğimize hem de bu kente karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz.
Bir köşe yazarı, her şeyden önce vicdanının ve ilkelere olan bağlılığının sesini dinlemek zorundadır. Döneme ve dengelere göre şekil alan, bugün övdüğünü yarın yeren anlayışlardan uzak durmak temel ilkemizdir. Bembeyaz bir A4 kâğıdına dökülen mürekkep lekesi nasıl ki ne yaparsanız yapın silinmezse, dürüstlükten ve ilkeden taviz veren kalemlerin izi de toplumsal hafızada silinmez. Bu yüzden bizlere düşen görev; sahada gördüğümüzü, kulislerde sezdiğimizi ve vatandaşın dilinde olanı çekinmeden, cesurca kamuoyunun gündemine taşımaktır.
"Siyasette her yol mubahtır" diyen o sığ anlayışı reddediyorum. Kalbi dürüst, niyeti şeffaf ve birikimli aktörlerin siyasete dahil olmasıyla; siyasete daha temiz, yapıcı, birleştirici ve kent odaklı bir dilin egemen olabileceğine gönülden inanıyorum. Toplum olarak dürüst, çalışkan ve üreten insanların hakkını zamanında teslim etmek en büyük vatandaşlık sorumluluğumuzdur. İşte bu yüzden, Avukat Egemen Gürcün gibi isimlerin olası siyasi adımlarını değerlendirirken de meseleye bu etik sorumluluk, kamu yararı ve dürüstlük penceresinden bakmak durumundayız.
Şimdi Tekirdağ siyasetini sığ ezberlerle veya dar kadroculuk anlayışıyla değil; akılla, mantıkla ve kentin gelecekteki konumunu hesaba katarak okuma zamanıdır.
Geleneklerine bağlı bir aile kültüründen gelmem, beni hayatım boyunca dürüstlüğe, ilkelere ve sözün arkasında durmaya yöneltti. Bizzat sahada tuttuğum nabız, vatandaşla, esnafla ve kent aktörleriyle yaptığım temaslar net bir şekilde gösteriyor ki; Gürcün’ün Baro Başkanlığı’ndan veda kararı bir son değil, aksine çok daha hareketli bir siyasi sürecin başlangıcıdır. Benim kişisel değerlendirmem; 13 Ekim’deki devir teslim sürecinin ardından Avukat Egemen Gürcün’ün atacağı adımlarla Tekirdağ siyasetindeki dengelerin hareketleneceği ve daha katılımcı, kapsayıcı bir dönemin kapısının aralanacağı yönündedir.
Bugün 81 ilden yoğun göç alan, güçlü sanayisi ve tarımsal potansiyeliyle Avrupa’ya açılan, her geçen gün büyüyen dev bir metropol konumundaki Tekirdağ, artık eski kalıplara ve dar siyasi hesaplara sığmıyor. Böyle dinamik bir kente; tüm bu kozmopolit ve renkli yapıyı kucaklayabilecek, yenilikçi, hukukun üstünlüğünü merkezine alan ve vizyoner bir siyaset anlayışı gerekiyor.
Bütün emareler ve kulis bilgileri aynı yönü işaret ederken, akıllardaki o büyük soru tazeliğini koruyor: 13 Ekim gecesi Baro’daki görevi resmi olarak sona erdiğinde, Avukat Egemen Gürcün Tekirdağ’ın geleceği için nasıl bir hamleyle sahneye çıkacak?
Ben de kentini seven her yurttaş ve bu kentin geleceğine sorumluluk duyan bir köşe yazarı olarak, tüm gözlerin çevrildiği bu kritik dönüm noktasını ve yaşanacak gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğim.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum